Geri Bildirim
Tıp Terimleri Sözlüğü - 3
Tıp Terimleri Sözlüğü - 3

Tıp Terimleri Sözlüğü - 3

57
PANDEMİ Salgın bir hastalığın kıta düzeyinde çok geniş bir alana yayılmasına verilen isimdir.
PANKARDİT Kalbin bütün zarlarının iltihabı.
PANKREAS Karın boşluğunun üst tarafında ve bel omurlarının ön kısmında yerleşik bir organdır.Salgılarıyla sindirm fonksiyonuna yardımcı olur ve kan şekerini düzenler.
PANKREATİT Pankreas iltihabıdır.
PANOFTALMİ Gözün bütün tabakalarının iltihabı.
PANSİNÜZİT Bütün yüz sinüslerinin iltihabı.
PAPAVERİN Opiumdan elde edilen, düz kasların spazmını çözücüetkiye sahip bir alkaloid.
PAPİLLİT Görme sinirinin retinaya girdiği yerin(optik papilla)ödemli iltihabı.
PAPİLLOKARSİNOM Kötü huylu papillom.
PAPİLLOM Meme başı gibi çıkıntılar yapan iyi huylu tümörler.
PARA Yanında, yan. Örn. (Para-aortik aortun yanında)
PARAKARDİAK Kalbin yanında, kalbe komşu.
PARALİTİK Felç olan, felçli kişi.
PARALİZİ Felç.
PARAMEDİAN Orta hattın yanında, orta hatta yakın.
PARAMEDİKAL Bir dereceye kadar tıpla ilgili, hekimliği kısmen ilgilendiren.
PARANAZAL Burun boşluğunun yanında, buruna komşu.
PARANKİM Bir organ yada bezin görev gören dokusudur. Örneğin, karaciğer parankimi denildiği zaman, karaciğerin bütünü anlaşılır.
PARAOZEFAGEAL Özefagusun ( yemek borusu ) yanında yer alan.
PARAPAREZİ Belden aşağı her iki bacağın kısmi felci, örn. hareket olup, yardımsız yürüyecek kadar güç olmaması.
PARAPLEJİ Belden aşağı her, iki bacağın tutmaması, felç hali.
PARASENTEZ İçinde su veya cerahat toplanmış bir vücut boşluğundaki sıvıyı çıkarmak için yapılan delme ameliyatı.
PARATİROİD Tiroid bezi arkasında bulunan dört adet küçük beze verilen isim.
PARATİROİDEKTOMİ Paratiroidlerin ameliyatla çıkartılması.
PARATRAKEAL Nefes borusunun yanında yer alan.
PARAVERTEBRAL Omurganın ( Vertebral Kolon ) yanında yer alan.
PARAZİT Asalak.
PARAZİTEMİ Kanda parazit bulunması.
PARENKİM Organın kendine özel doku yapısı.
PARENTERAL İlaç veya serumların ağız yolu ile değil damar yolu, adele içi gibi yollarla verilmesi.
PARESTEZİ Uyuşma, karıncalanma veya yanma hissi gibi duyusal bozukluklar.
PARİETAL KEMİK Kafatasının her iki yan tarafındaki kemiklere verilen isim.
PAROKSİSMAL Ani ve geçici krizler halinde gelen.
PAROTİS BEZİ Kulak altı tükrük bezi.
PAROTİTİS Kabakulak.
PARSİYEL Bütününü kapsamayan, tam olmayan, kısmi.
PARTİKÜL Parçacık, zerre.
PARTUS Doğum.
PATELLA Diz kapağı kemiği.
PATOGENEZ Hastalığın esas ve gelişimi.
PATOGNOMONİK Bir hastalık için çok özel belirti, bu varsa mutlaka o hastalık akla gelmelidir gibi.
PATOJEN Hastalık yapan madde veya mikroorganizmalar.
PATOLOG Hastalık nedeni ile dokularda meydana gelen değişimleri inceleyen bilimle uğraşan kişi.
PATOLOJİK Normal olmayan, hastalıklı.
PEDİATRİ Çocuk hastalıkları ile uğraşan tıp dalı.
PEDİATRİST Çocuk hastalıkları uzmanı.
PELVİS Leğen kemiği.
PENİS Erkek cinsel organı.
PERİTON Karın içi organları çepeçevre saran, karın boşluğunun iç yüzünü örten zardır.
PERİTONİT Peritonun iltihabıdır.
PERORAL Ağız yolu ile.
PETEŞİ Ciltte nokta biçiminde kanamalar. (Damar dışına kan çıkması)
PHENOTYPE Kişinin kalıtsal yapısının dışa akseden görünümü, aynı tür fertlerini belirleyen, gözle görülebilen özelliklerin tümü.
PLAK Plak, dermatologlar için açık bir anlamı olan ancak başkaları tarafından genellikle anlaşılmayan bir terimdir. Yüksekliğine oranla kapladığı alan geniştir ve keskin bir kenarı vardır. Plaklar en sık sedef hastalığında (psöriasis) görülür. Bkz. Resim – Plak
PLEVRA Akciğerleri ve göğüs kafesinin iç yüzünü örten zar.
PLEVRAL Plevraya ait.
PLÖREZİ Plevra iltihabı. Akciğerin üzerini örten plevra ile göğüs duvarını örten iki plevra yaprağı arasında sıvı birikmesi.
PLÖRİT Plevranın, sıvı birikmeksizin kuru iltihabı.
POLİKİSTİK Bazı organlarda çok sayıda içi sıvı ile dolu oluşumlara verilen addır. Polikistik böbrek, polikistik meme gibi.
POLİP Organların ve vücut boşluklarının iç yüzünü kapsayan mukoza adı verilen tabakadan menşeini almış, saplı iyi huylu küçük ur.
PROSTAT Erkeklerde mesanenin altında ve idar yolunun başlangıcında bulunan genital sisteme ait bir bez.
PROSTATİT Prostat iltihabı.
PSORIASIS Halk arasında sedef hastalığı olarak bilinir. Sık rastlanan, özellikle diz ve dirseklerde ve vücudun diğer bölgelerinde rastlanan simetrik, kırmızı, kabuklanma ve pullanma gösteren bir cilt hastalığıdır. Sebebi bilinmemektedir. Bkz Resim
PULMONER Akciğer veya akciğerlerle ilgili.
PULMONER ARTER Akciğerin büyük besleyici arteri.
PÜSTÜL Ciltte, içerisinde cerahat bulunan kabarık lezyonlardır.
RABİES Kuduz.
RADİKAL Sebebe yönelik, köklü.
RADİKÜL İnce dal, küçük kök.
RADİKÜLİT Omurilikten çıkan sinirlerin (spinal sinir) kök iltihabıdır.
RADİKÜLOPATİ Spinal sinir köklerini tutan herhangi bir hastalık.
RADİUS Ön kolun dış tarafında (baş parmak tarafında) bulunan kemiktir.
RADYOAKTİF Radyasyon yayan özelliğe sahip.
RADYODERMATİT Işına maruz kalmış ciltte meydana gelen dermatit.
RADYOLOJİ Genel anlamda X ışınları,ses dalgaları veya diger yöntemleri kullanarak teşhis hizmetleri veren tıp dalıdır.
RADYOTERAPİ Işınlama kullanılarak yapılan tedavi yöntemi.
RAHİM Uterus, döl yatağı.
RAŞİTİZM D vitamini eksikliğinin neden olduğu, çocuklarda görülen bir hastalıktır.Kemik teşekkülünün tam olmaması nedeniyle tedavisi geciktirilmiş, ihmal edilmiş vakalarda uzun kemiklerde deformiteler teşekkül eder.
REFRAKSİYON Kırılma.
REFRAKTOMETRE Görme bozuklukluklarını ölçen cihaz.
REGRESYON Bir hastalık belirtisinin gerilemesi, şiddetinin azalması.
REGURJİTASYON Yenilen yiyecek ve içeceklerin, kusma olmaksızın ağıza geri gelmesi.
REHABİLİTASYON Fiziki hareket kusurlarını düzeltme, yeniden kazandırma.
REJENERASYON Harap olmuş bir dokunun kendini yenilemesi, tamiri.
REJİONAL Bir bölgeye ait.
RELAKSİN Gebelik esnasında meydana gelen ve doğum işlevinde gevşetici rol oynayan hormon.
REMİSYON Hastalık belirtilerinin sönmesi.
RENAL Böbrekle ilgili.
RENAL ARTER Böbrek arteri.
REPRODUKTİF Çoğalabilen.
RESPİRASYON Solunum, nefes almak.
RESPİRATUVAR SİSTEM Solunum sistemi.
RETANSİYON Birikme, toplanıp kalma. ( Örn. İdrar retansiyonu;idrar tutulması, idrar yapamama.)
RETİKÜLER Ağ gibi, ağ biçiminde.
RETİNA Gözün en iç tabakası, ağ tabaka.
RETİNİT Retina iltihabı.
RETROBULBER Göz küresinin arka kısmı.
RETROBULBER NÖRİT Görme sinirinin, gözün arka kısmındaki bölümünün ani görme kaybı ile karekterize iltihabi durumu.
RETROGRESSİV Gerileyen.
RETROPERİTONEAL Periton zarının arkasında.
RETROVERSİ Bir organın normal konumda değil arkaya doğru eğik durumda olması.
REVASKÜLARİZASYON Yeniden damarlanma.
REYNAUD Sebebi bilinmeyen, daha çok orta yaşlı kadınlarda rastlanan bir rahatsızlık olup, özellikle soğuğa maruz kalınca parmaklarda morarma ve hissizleşme ile karakterize bir damar rahatsızlığıdır.
REZEKSİYON Bir organ veya vücut kısmının bir bölümünün veya tamamının çıkartılması.
REZİDÜ Artık, bakiye.
REZİDÜEL Kalan, artan. ( Örn. Rezidüel İdrar; İdrar yapıldıktan sonra çıkartılamıyarak geride kalan idrar.)
REZİSTAN Mukavim, dirençli.
REZİSTANS Direnç, mukavemet.
REZORBSİYON Emilme.
SADİST Başkasına işkence etmekten zevk alan kişi.
SADİZM Başkalarına acı vermekten cinsel haz duyma.
SAFRA Karaciger tarafından salgılanan, yeşilimsi kahverengi bir sıvıdır.Safra, kısmen yağ sindirimine yarayan bir salgı, kısmende eskimiş alyuvarların tahrip olmaları sonucu oluşmuş bir atılma ürünüdür.
SAFRA KESESİ Karaciğerden salgılanan safranın toplandığı, karacigerin alt kısmında bulunan torba şeklinde bir organ-dır.Kesenin görevi, safrayı depolayıp, yoğunlaştırmak, ve gerekli aralıklarla oniki parmak barsağına safra salgılamaktır.
SAGİTTAL Vücudu sol, sağ şeklinde ortadan ayıran düzlem.
SAK Kese, torba.
SAKKÜLER Keseye benzer, torba gibi.
SAKRALİZASYON Beşinci bel omuru ile kuyruk sokumu kemiğinin birleşik olmasına verilen isim.Yapısal bir farklılıktır.
SAKROİLİAK EKLEM Sakrumla kalça kemiğinin, sağda ve solda yapmış olduğu eklem.
SAKRUM Kuyruk sokumu.
SALİSİLİK ASİT Ateş düşürücü etkisi olan ve aspirin yapımında kullanılan bir madde.
SALMONELLA Bir bakteri türü.
SALPENJİT Tuba uterinaların iltihabı.
SALPİNKS Tuba uterina, rahimle yumurtalıklar arasındaki geçişi sağlayan, sağlı sollu iki tarafta bulunan tüpler.Tüplerin tıkalı olması kısırlığa neden olur.
SEDASYON Hastanın sakinleştirilmesi.
SİMPLEKS Tek maddeden oluşmuş, basit, sade.
SİNÜZİT Sinüs adı verilen yüzdeki kemik boşlukların iç yüzünü kaplayan mukoza iltihabına ve boşlukta cerahat toplanmasına sinüzit adı verilir. Bkz. Detaylı Bilgi
SİROZ Bir organda sertleşme ve nedbeleşme ile karakterize fibröz doku oluşumuna verilen isimdir. Ancak bu terim hemen her zaman karaciğerin görevini yapamamasıyla ilgili, kronik karaciğer iltihabı için kullanılır.
SİTOLOJİ Hücre bilimi.
SKOLİOSİS Omurganın sağ veya sola doğru eğrilikleri ile karakterize şekil bozukluğu.
SKOLYOZ Omurganın sağ veya sola doğru eğrilikleri ile karakterize şekil bozukluğu.
STERNUM İman kemiği.
SUBKARİNAL Karinanın altında. (Karina
SUBPLEVRAL Akciğer zarının altında.
SÜT BEZESİ Meme dokusu içerisindeki süt üreten bezler.
TABES DORSALİS Sfilizin ilerlemiş döneminde sinir sistemi tutulumuna bağlı olarak dengesizlik, yürüme güçlüğü görme bozuklukları ile seyreden tabloya verilen isimdir.
TAKİPNE Çok hızlı solunum.
TALAMUS Orta beyindeki bir cekirdek grubuna verilen addır.
TALASEMİ Kalıtsal bir kan hastalığıdır.akdeniz kıyılarında yaşayanlarda daha sık görülür.
TARTAR Diş taşı.
TELEKARDİOFON Kalp seslerini hastadan uzakta dinleten alet.
TELENJEKTAZİ Deride veya mukozalarda kırmızı lekeler şeklinde görülen kılcal, arteriol ve venüllerin genişlemesinden oluşan lezyonlar.
TELEPATİ Beş duyu işe karışmaksızın düşüncelerin, bu duyuların üstünde bir yolla aktarılması.
TEMPORAL BÖLGE Şakak bölgesi.
TENDİNİT Tendon iltihabı.
TENDON Kasların kemiklere yapışmasını sağlayan yapılar.
TENESMUS Rektum veya mesanenin iltihaplı durumlarında görülen, ağrılı işeme veya defekasyon duygusu.
TENYA Barsak paraziti, şerit, yassı solucan.
TESTOSTERON Erkek seks hormonuna verilen addır.
TREMOR İrade dışı titremelere verilen addır. Örneğin, Hipertiroidi (Tiroid bezinin fazla çalışması) adı verilen rahatsızlıkta ellerde görülen ince amplitüdlü titremelere tremor adı verildiği gibi, Parkinson da görülen kaba ve büyük amplitüdlü titremelere de tremor denir.
TROMBOZ Kan damarlarının pıhtı veya ateron (kolesterol) plakları oluşarak tıkanmasıdır.
ULCUS Bkz.ülser
ULNA Önkolun iki kemiğinden içte (serçe parmağı tarafında)bulunanıdır.
ULTRASONOGRAFİ Ultra-ses kullanılarak elde edilen görüntüler.Bir çok hastalığın ön teşhisinde kullanılan, ancak daha çok karın organları gibi ses dalgalarının kolayca geçebileceği konumdaki organların tetkikinde etkili bir inceleme yöntemidir.Şua söz konusu değildir.
ULTRASOUND İnsan kulağının duyamıyacağı kadar yüksek frekanslı ses dalgaları.Ultra-ses.
ULTRAVİOLE Dalga boyu 2000-4000 arası olan mor ötesi ışınlar.
UTERUS Rahim, döl yatağı.
UTERUS BİCORNİS Uterusun iki boynuzlu olması anlamında bir terimdir.Uterusun üst kısmının çökük olması nedeniyle her iki uç kısımlarının beligin hal alması sonucu ortaya çıkan görünümdür.
UVULA Küçük dil.
ÜLSER Geniş anlamıyla deri ya da mukoza altı dokuları meydanda bırakan kronik yaralardır.
ÜLSERATİF KOLİT Kalın barsakla rektumun, kronik iltihabı ve ülserasyonudur.
ÜREMİ Kandaki üre oranının normalin üzerinde olması halidir.
ÜRETER Böbreklerle idrar torbasını birleştiren, idrarın torbaya ulaşımını sağlayan tüptür.Her iki tarafta birbirinden bağlantısız olarak bulunur.
ÜRETRA İdrarın dışarıya atılmasını sağlayan ve ıdrar torbasından sonraki idrar yoluna verilen isim.
ÜRETRİT Üretranın iltihabıdır.
ÜRİN İdrar.
ÜROGENİTAL Genital ve idrar yolları sistemi ile ilgili.
ÜROGRAFİ Damardan kontrast madde verilerek böbrekler,idrar torbası ve idrar yollarının belirli zaman aralıkları ile filmlerinin çekilmesidir.Üriner sistem hakkında teşhis amaçlı yapılan işlemdir.
ÜROLOJİ Kadın ve erkeklerdeki idrar yolları ve üreme sistemleri ile ilgili hastalıkları inceleyen bilim dalıdır.Bevliye.
ÜRTİKER Hassasiyet sonucu ortaya çıkan deri döküntüleri ve kaşıntı ile belirgin bir durumdur.
VAGOTOMİ Vagus sinirinin etkisini ortadan kaldırmak amacıyla dallarından birisinin kesilmesidir.
VAGUS Nervus Vagus onuncu kafa siniridir, kafatasından çıktıktan sonra mide , barsak sisteminin bir kısmına, kalp ve akcigerlere dallar verir.Bu sistemlerin fonksiyonlarında önemli rol oynayan bir sinirdir.
VAJEN Kadın cinsel organı.
VAJİNİT Vajina iltihabı.
VAKSIN Aşı, Bkz.aşı çeşitleri; attenüe, otojen, BCG, polivalen, sabin, salk.
VARİKOSEL Erkeklerde spermatik kordon venlerinin genişlemesi sonucu torbalar içersinde varis oluşumu.
VARİS Kirli kan taşıyan damarların, fonksiyonel bozuklukları sonucu ya da kan akımının önündeki bir engel nedeniyle genişliyerek kıvrımlı bir hal almasıdır.Yüzeyel olduğu gibi derin venlerde de varis gelişebilir.
VASKÜLİT Damar iltihabı.
VAZODİLATASYON Damar genişlemesi.
VAZODİLATATÖR Damar genişletici etkiye sahip ilaç, madde.
VAZOKONSTRÜKSİYON Damarları büzülmesi, kasılması.
VAZOKONSTRÜKTÖR Damarları büzen etkiye sahip ilaç, madde.
VAZOSPAZM Damar kasılması, büzülmesi.
VEJETERYAN Bitkisel gıdalarla beslenen, etyemez.
VEN Kirli kanı kalbe taşıyan damarlar.
VERTİGO Genel anlamda baş dönmesi, hareket duygusu demektir. Ancak tansiyon düşmesi ile ilgili baş dönmeleri bu kapsamda değildir. Vertigodan kastedilen labirentit, iç kulak iltihabı, Meniere hastalığı gibi durumlarda olan baş dönmesi hissi Vertigo diye adlandırılır.
VİTİLİGO Bir cilt hastalığı olup, vücudun çeşitli bölgelerinde, yer yer renk (pigment) kaybı ile karakterize, normal bölgelerden keskin sınırlarla ayrılan beyaz lekeler. Bkz. Resim
YABANCI CİSİMLER Vücudun belirli bir yerinde, normalde bulunmayan her hangi bir madde yabancı cisimdir. Bunlara özellikle çocuklarda, barsaklar, kulak ve burunda rastlanır. Yutulan yabancı cisimler, yemek borusunda takılabilir, ya da tehlikeli olabilir.Bu nedenle bazen ameliyatla çıkartılmaları gerekebilir.
YAĞ EMBOLİSİ Büyük kemik kırıklarında görülebilen bir komplikasyondur. Kemik iliğindeki yağın bir kısmı açığa çıkar ve yağ damlaları kan dolaşımına karışıp damar tıkanmasına neden olur.
YAĞLI DEJENERASYON En çok kalp, karaciğer ve böbreklerde görülür. Bu organlarda, hücreler normal çalışma yeteneklerini kaybederler ve içlerinde yağ tanecikleri birikir.
YALANCI GEBELİK Tüm gebelik belirtilerinin olmasına rağmen, uterus boştur. Bu duruma yalancı gebelik denir. Daha çok psikolojik menşelidir.