Geri Bildirim
İlişkilerdeki Uyum ve Doyum Üzerine
İlişkilerdeki Uyum ve Doyum Üzerine

İlişkilerdeki Uyum ve Doyum Üzerine

87

İlişki doyumu, evlilik öncesi ve sonrasında varlığını sürdürmekte olan, partnerlerin kişisel ve çevresel boyutlarla elde etmiş olduğu bir tür psikolojik tatmindir. Partnerlik ilişkisinde uyum ve ilişkiye olan bağlılık, bireylerin yaşam doyumuma etki etmektedir. Bazılarına göre ise kişilerin yaşam doyumuna etki eden üç boyut vardır. Bunlar, yaşamdan haz alma, yaşamda anlam bulma ve bağlanmadır. Bireyler ilişki kurarak kendilerini mutlu eder ve yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlıklarını arttırırlar.

Aile yaşam döngüsünde her aşamanın belli bir özelliği ve elde edilmesi gereken kazanımları vardır. Bireyler bu döngülerin getirdiği kazanımları tamamladıklarında normal bir işleyiş devam eder.  Yaşam döngüsü ve gelişimsel görevler, evlilik ile başlayıp ebeveynlerin yaşlanma sürecine kadar devam etmektedir. Ancak her ailede bu döngüler aynı sıra ile ilerlemeyebileceği gibi bazı evreler de hiç yaşanmayabilir. Fonksiyonel dediğimiz aileler diğerlerine göre bu döngülerden başarıyla geçerken, disfonksiyonel aile yapısında desteğe ihtiyaç duyulabilmektedir. İlişkinin evlilik öncesi döneminde partnerler birbirlerini tanımaya, ilişkiden beklentilerini anlamaya ve kurallarını belirlemeye çalışırlar. Evlilik ile birlikte yaşam döngüsünde yeni bir evreye geçilir. Burada da partnerlerin gelişimsel görevleri ön plana çıkmaktadır. Örneğin; evliliğin ilk aşamasında partnerlerden, evliliği düzene koyma ve uyum geliştirme beklenirken, çocuk sahibi olma aşamasında ebeveynliğe hazırlanma ve bebeği benimseme beklenmektedir. Her yeni evrede, aile içi stres oluşumu normaldir. Uyum sağlamaya başlandığında stres seviyesi azalırken, herhangi bir problemden dolayı görevin yerine getirilememesi de bir sonraki aşamaya geçişte soruna sebep olabilmektedir.

Her yeni evrede görevleri yerine getirdik, ilişkimizde uyumu yakalamış mı olduk? Elbette konu ilişkiler olduğunda ortada tek bir değişken olmaz. Bazı kişiler için ilişkide olmak mutluluk ve doyum kaynağı iken, bazıları için ise mutsuzluk ile birçok sorunu beraberinde getirebilmektedir. Eşler arasındaki iletişim şekli, bağlılık derecesi, sorunu ele alış biçimleri de ilişki uyumunu belirlemede etkendir. Bunların yanında biraz daha derine inip bireylerin sahip olduğu karakteristik yapılara ve problem çözme becerilerine de bakmalıyız. Tüm bunlar ilişkiyi olumlu veya olumsuz olarak etkileyebilir. Problem çözebilme becerisi, var olan problemin nedenine veya karmaşıklığına göre değişkenlik gösterebilir. Farklı nedenlerden ortaya çıkan problemler kısa ya da uzun süreli, basit ya da karmaşık olabilir. Ancak partnerlerin problem çözme becelerinin zamanla gelişmesi, karşılaşılan engel durumlarında, belirli bir amaca ulaşmak için birlikte çabalamaları beklenmektedir. Bazı çiftlerde problemi çözebilmek için kolaylaştırıcı, yapıcı tutumlar görülürken, bazı çiftlerde ise çözümü engelleyici, yıkıcı tutumlar gözlenmektedir. Son olarak düşük problem çözme becerisine sahip, bir diğerini olumsuz algılama eğilimi olan ve aşırı hassas kişilerde de düşük ilişki duyumu olduğu da bildirilmektedir. Bu nedenle çözümlerin daha etkin olması, problemlerin daha az tekrar etmesinde önemli bir etkendir. 

Uyumu ve doyumu yakalayabildiğimiz sevgilere …


Uzman Aile Danışmanı