FİRMA KAYIT
Anne Sütünün Önemi
Anne Sütünün Önemi

Anne Sütünün Önemi

451

Anne sütü doğumdan itibaren bebeğin tüm besinsel gereksinimlerine tek başına  cevap  verebilen bebek için gerekli besin  içeriğine  sahip, yaşayan, doğal bir gıdadır. Tıbben gerekli olmadıkça ilk altı ay anne sütünden başka gıda verilmemelidir. Altı aydan sonra uygun şekilde başlanan ek gıdalarla birlikte  emzirmeye iki  yaşın  sonuna  kadar  devam  edilmelidir.

Çok gerekli olmadıkça doğum sırasında anneye narkotik analjezik uygulanmaması, bebek ve  annenin  özel  bir  sebep  olmadıkça  birbirinden  ayrılmaması,  her  yenidoğan  bebeğin  annenin  göğüs/karın  bölgesine  çıplak  olarak  konması ve tıbbi bir sorun yoksa her annenin bebeğini doğumdan sonraki ilk yarım saatte emzirmeye başlamasının emzirme oranları ve devam süresini olumlu yönde etkilediği gösterilmiştir.

Kolostrumdoğumdan sonra salgılanan ilk süt olup, fazla protein, enerji ve aktif immünolojik maddeler sayesinde süt miktarı artana kadar bebeğin tüm gereksinimlerini karşılar ve enfeksiyonlardan korunmasını sağlar. Doğar doğmaz ilk anne sütü alan bebeğin ağzından başlayarak gastrointestinal sistemleri tümden immunoglobülin ile kaplanarak çocuğun dış ortamdan gelebilecek patojen mikroorganizmalara karşı koruma sağlar. Kolostrum olgun süte oranla daha çok protein içerir. Laktoz ve yağ içeriği olgun süte oranla azdır. A,D ve B12 vitaminlerini yüksek oranda bulundurur. Sarılığın önlenmesine yardımcı olur.

Anne Sütünün Önemi

Anne sütünün içeriği doğum sonrasında, bebeğin ihtiyaçlarına  göre  değişkenlikler  gösterir.  Ayrıca   bebek   büyüdükçe anne  sütünün  de  içeriği  farklılaşır.  Bu  değişkenlik  büyümekte  olan  bebeğin  artan  gereksinimlerini  tam olarak  cevap verir.

Annenin ürettiği süt miktarının annenin kilosu ile alakası yoktur.  Sağlıklı ve dengeli beslenen annelerin sütünün, yaşamının ilk zamanlarında olan bebeğin sağlıklı ve tüm besin gereksinimlerini karşıladığı görülmüştür. Emziren annelerin diyet yapması yanlıştır. Annenin bol sıvı tüketerek dengeli ve sağlıklı beslenmesi yeterlidir.

Anne sütü büyümekte olan bebeğe mükemmel bir besin  kaynağı  olmasının  yanında  antikor, sitokinler, büyüme faktörleri, antimikrobiyal  maddeler ve özgün bağışıklık hücrelerini  içermektedir. Böylece anne sütü bebeğin yeni oluşan bağışıklığını koruma altına almış olur. Anne sütünün bağırsak, solunum sistemi ve  idrar  yolu  enfeksiyonlarına  karşı  önemli  koruma  yapmasının yanında, yenidoğan bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimini artırdığı gözlenmiştir

Anne  sütü, birçok farklı besin  maddesinin,biyoaktif maddelerin;  leptin, ghrelin, insülin ve insülin  benzeri  büyüme  faktörleri  gibi  besin  alımını  düzenleyen,  metabolizmayı  etkileyen  ve  vücut  kompozisyonun  düzenlenmesinde rol alan hormon ve büyüme  faktörlerinin kaynağıdır. Özel-likle anne sütü leptini, anne sütü alan bebeklerde, almayan bebeklere  göre  ideal  bir  enerji  dengesi  oluşturmakta  ve daha iyi bir şekilde büyüme sağlamaktadır.

Anne  sütünün sindirime yardımcı enzimler( yağ sindirimi için lipaz), enfeksiyonu önleyen Ig’ler (gA,  IgG  ve  IgM  içermesi) hormonlar ve büyüme faktörleri içermesi üstün bir özellik sayılmaktadır.

Anne  sütünde  fazla  miktarda  demir  bulunmaz  ancak içinde bulunan  demirin emilimi çok yüksektir. kalsiyum  da  fazla  bulunmamakla  birlikte  kalsiyum/fosfor   oranının  (2/1)  olması nedeni  ile  bebeğin  kemik,  eklem,  kıkırdak  gelişimi  için ideal  bileşimi  oluşturur.  Anne  sütünde  K  ve  D  vitamini bulunmadığından  bebek  iki  haftalıkken  D  vitamini  400 Ü/gün  başlanarak  bir  yaşa  dek  verilmeli  ve  doğumda  K vitamini (1 mg kas içine) her bebeğe uygulanmalıdır.

Ayrıca anne sütü orta kulak iltihabı riskini azaltır, çene ve diş yapısının güçlenmesinde önemlidir, bazı kronik hastalıkların(tip 1 diyabet, çölyak hastalığı, obezite, koroner kalp hastalığı gibi) oluşmasındaki riski azaltır. Ruhsal, bedensel ve zihinsel zeka gelişimine yardımcı olur. Anne sütü alan bebekle daha az ağlamaktadır.


Diyetisyen