Geri Bildirim
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

422

“Dikkat eksikliği nedir?” sorusunun bilimsel olarak karşılığını tam olarak bilmeden “çocuğumda dikkat eksikliği var” diyen ailelerimize rastlıyor olmak üzücü. Çocuğunuz için veya kendiniz için tahmin üzerine çocuğunuza “hiperaktif” teşhisi koymak doğru değildir! 

Aşırı hareketli olma, dikkat ve konsantrasyonda bozulma, dürtüsellik şeklinde açığa çıkan psikiyatrik sorunlardan biridir. Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB), kişiyi ömür boyu takip edebilecek bir bozukluktur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çocuğun yaşamı boyunca yaşam kalitesini etkileyebilecek büyüklükte bir problemdir. Özgül öğrenme güçlüğü olarak bilinen 3 ana güçlük; disleksi, diskalkuli ve disrafi genellikle dikkat eksikliği ile birlikte gözlemlenir.

Dikkat Eksikliği Belirtileri;

  • Önemsiz olan uyaranlardan etkilenip asıl yapmış olduğu işten kopmak
  • Sürekli hatalar,yanlışlar yapmak ve dalgınlık şeklinde gözlemlenen sakarlıklar yapmak
  • Dikkat ve konstanstrasyon gerektiren oyun veya aktivitelerde başarısız olmak
  • Oyun ve işler arasında hızlı geçişler yapmak; biri bitmeden  başka bir diğerine atlamak
  • Herhangi bir konuşma sırasında karşıdakini adeta duymamak, anlatılanları akılda tutamamak
  • Unutkanlık
  • Görev ve sorumlulukları sürekli ertelemek

Hiperaktivite Belirtileri

  • Aşırı hareketlilik, oturduğu yerde duramama.
  • Aşırı konuşma
  • Mobilyalara veya tırmanma amacı taşımayan nesnelere tırmanma

Kısaca sizlere Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğuna yukarıda kısaca değinmek istedim. İsterseniz şimdi Ergoterapistler olarak biz DEHB’na nasıl bakıyoruz ve hangi çocuklarımız Ergoterapiye ihtiyaç duyar bunlara bakalım;

İnsanlar duyuları aracılığıyla vücutlarından ve çevrelerinden gelen uyarı alırlar ve bu süreç her daim hiç durmadan devam eder. Uyaranların duyu organlarımız tarafından alınıp beyne iletilmesi sürecine duyu süreci denir. Bu bilgilerin merkezi sinir sistemimiz tarafından alınıp bu bilgilerin organize edilip,anlamlı bir hale getirilmesi sürecine ise algı süreci denir. Davranışlarımız tipik olarak amaca yöneliktir ve bu davranışları ortaya koyabilmek için iç ve dış uyaranlara ihtiyacımız vardır. Uyaran gereksinimlerimiz ne kadar doğru ve düzgün bir şekilde karşılanıyor ise çevreye de o kadar düzgün bir şekilde uyum sağlarız. Bu nedenle duyusal sistemimiz duygularımız,öğrenimimiz,davranışlarımız ve günlük yaşam becerilerimiz için temel niteliğindedir.

Merkezi sinir sistemimiz uyaranları algıya dönüştürürken çok ama çok önemli olan iki tane sistem kullanır. Bunlardan birincisi hangi uyaranı algıya dönüştüreceği bilgisidir.Bizler bu bilgi sayesinde gerekli olan uyaranı seçip kullanırız.

İkinci sistem ise gereksiz olan uyaranları ihmal edebilmemizdir. Gün içerisinde hiç durmaksızın uyaranlara maruz kalırız. Eğer bizler gelen tüm uyaranları algıya dönüştürüyor olsaydık beynimiz bir çöp konteynırına dönerdi.

Ama merkezi sinir sistemimiz gereksiz uyaranları bastırabilme(ihmal edebilme) yeteneğine sahiptir.

Bu gereksiz uyaranları bastırabilme yeteneğine duyu modülasyonu denir.

Duyusal modülasyonda zorlanma yaşayan çocuklarımızda; duyusal hassasiyetler,odaklanma ve dikkati sürdürme zorlukları çok sık görülür.

Modülasyon da zorlanma yaşayan çocuklarımızın yaşadığı bir diğer problem ise etraflarından ve vücutlarından aldıkları uyaranları düzgün bir biçimde filtreleyemediklerinde ortaya çıkar.

Merkezi sinir sistemi uyaranları doğru bir şekilde analiz edemediği zaman, stabil olmayan bir uyarılma seviyesi ile karşılaşırız.Bu durum da ya ortama uygun olmayan fazla yüksek bir hareket seviyesine ya da tam tersi düşük bir hareket seviyesine neden olur.

Bu alandaki hedeflerimiz, stabil bir hareketlilik seviyesi sağlamak,hedefe odaklanma süresini artırmak,hedefe odaklanırken gereksiz uyaranları ihmal edebilme ve bilgilerimizi kullanabilme yeteneği geliştirmektedir.

Birçok yapılan araştırmalara da baktığımız zaman Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ile Duyusal İşlemleme Bozukluğunu birbirinden ayırmamamız gerektiği ve DEHB’nin altında yatan temel nedenin duyusal işlemleme bozukluğu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

 


Ergoterapist