Geri Bildirim
Okulda Aidiyet Duygusu
Okulda Aidiyet Duygusu

Okulda Aidiyet Duygusu

45

Okula aidiyet duygusu, öğrencinin bireysel olarak okuldaki diğer bireyler tarafından ne ölçüde onaylandığına, saygı duyulduğuna, dâhil edildiğine ve desteklendiğine yönelik öznel duygu durumudur. Aidiyet duygusu, öğrencilerin okuldaki arkadaşları ve öğretmenleri ile bütünleşme (veya kaynaşma) düzeylerini ifade etmektedir. Yapılan çalışmalarda, aidiyet duygusundaki sürekliliğin sosyal, psikolojik ve akademik uyuma elverişli bir okul ortamında elde edilebileceği belirtilmektedir.

Okula aidiyet duygusu her yaş grubunda önemli olmakla birlikte, özellikle ergenlik döneminde daha da büyük önem taşımaktadır. Çünkü Hamm ve Faircloth’un da belirttiği gibi bireyler bir topluluğa ait hissettiklerinde kendilerini önemli hisseder ve diğer topluluk üyelerine güvenebilir. Aidiyet duygusundan beslenen bu güven duygusu da ergenlik döneminde hem günlük sosyal yaşamda hem de okul yaşamında özel bir önem taşır. Aidiyet duygusu, depresyon ve riskli öğrenci davranışları gibi olumsuz psikososyal sonuçların oluşmasına karşı bir tampon ve koruyucu bir faktör olabilmektedir. Örneğin; aidiyet duygusunun egemen olduğu okullarda depresyon, sosyal ret ve okul problemlerinin azaldığı, iyimserlik düzeyinin arttığı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra ergenler okullarındaki diğer insanlar tarafından önemsendiğinde, kendilerini okulun bir parçası olarak hissettiklerinde, madde kullanımı, şiddete başvurma gibi istenmeyen davranışlara daha az eğilimli olmaktadırlar. Aidiyet duygusundaki eksiklik; sosyal izolasyon, yabancılaşma ve yalnızlık duygularına yol açabilmektedir. Öte yandan yapılan pek çok çalışma da okula aidiyet duygusuyla motivasyon, akademik başarı ve özyeterlik arasında olumlu ilişkiler bulunduğunu ortaya koymuştur. Okulda öğrenciler arkadaşları tarafından kabul edilmek, sevilmek ve saygı görmek ister. Arkadaşları tarafından sevilmeyen ve kabul görmeyen öğrenci kendini mutsuz ve yalnız hissedecektir. Yavuzer çocuğun akranlar tarafından reddedilmesinin veya alaya alınmasının benlik değeri ve güven duygusunun büyük bir darbe almasına neden olabileceğini belirtmiştir. Bowers, yaptığı çalışmada akranları tarafından reddedilen çocukların psikolojik ve sosyal sorunlar başta olmak üzere okulu bırakma, alkol bağımlılığı, yetersiz istihdam ve başarısız evlilikler yaşamada yüksek risk altında olduklarını belirlemiştir. Leonard’a göre de akran ilişkileri geliştiremeyen öğrenciler çocuk suçlarına karışmaya, yetişkinlikte sağlıksız mutsuz hayat sürmeye, duygusal sorunlar yaşamaya ve intihara kalkışmaya meyillidirler. Oysaki başkaları tarafından saygılı davranılan öğrenciler, okulda daha mutlu olmakta, deneyimlerinden daha çok tatmin olmakta ve hedeflerini gerçekleştirmek için daha çok çalışmaktadır.

Bağlanma, ait olma ve kabul görme duygusu, özellikle çocukluk ve gençlik döneminin en temel gereksinimlerinden biridir. Öğretmen ve akranlar arasındaki olumlu etkileşimler öğrencilerin okula aidiyet duygularına katkıda bulunmaktadır. Örneğin; Perdue, Manzeske ve Estell yaptıkları çalışmada arkadaş ilişkilerindeki kalitenin arkadaşlardan görülen desteğin ve arkadaşlara karşı saldırgan davranışların okula bağlılıkla ilişkili olduğunu saptamışlardır. Özdemir, Sezgin, Şirin, Karip ve Erkan (2010) ise yaptıkları araştırma sonunda öğrencilerin kendilerini okula ait ve bağlı hissetmelerinin onların okula olan güvenini ve olumlu akran etkileşimini arttırdığını bulmuşlardır. Zamanlarının önemli bir kısmını okulda geçiren öğrencilerin okula aidiyet duygusunun gelişmesi, birbirlerine olan bağlılıkları, kendilerini okulda daha mutlu, huzurlu ve güvende hissetmelerini sağlar. Ayrıca bu değişkenler öğrencilerin akademik, sosyal ve psikolojik gelişimleri açısından oldukça önemli bir role sahiptir.

Bu bilgilere dayanarak, okullarda öğrencilerin okula aidiyet duygularını geliştirici önlemler alınması gerektiği söylenebilir. Bu konuda okullar fiziksel yapı ve donanım bakımından geliştirilebilir. Ayrıca okullarda düzenlenen sosyal ve kültürel etkinliklerin sayı ve nitelik bakımından arttırılması da öğrencilerin kendilerini okullarına daha ait hissetmelerine katkıda bulunabilir. Bunun yanı sıra, okullardaki rehberlik servisleriyle işbirliği yapılarak, öğretmen ve arkadaşlarıyla iletişim sorunları yaşayan öğrencileri tanıma ve sorunları çözme çalışmaları yapılabilir. Böylece bu öğrencilerin öğretmenlerine ve arkadaşlarına bağlılıkları arttırılabilir.


Psikolojik Danışman