Legodan Tablet Yapan Çocuklar
Legoların okul öncesi dönemden başlanarak her yaşta oynanabilen ve oynaması da çok zevkli oyuncaklar olduğunu biliyoruz. Peki, çocuklarımızın severek oynadığı legoların yararlarını biliyor muyuz?
Legolar;
- Hayal gücünü canlı tutar,
- Yaratıcı zekayı geliştirir,
- El-göz koordinasyonunu geliştirir,
- Planlama becerisini geliştirir,
- Küçük kas gelişimini ve ince motor becerilerinin gelişimini destekler,
- Dikkat ve konsantrasyon gibi bilişsel işlevlere katkı sağlar.
Çocuklarımıza bu kadar yararı olan bir oyuncağı elbette evlerimizden, kreş ve anaokullarından eksik etmiyoruz. Ancak teknolojinin bu kadar geliştiği ve çeşitlendiği günümüzde büyüyen çocuklarımız oyuncakları kullanım amaçlarına göre oynuyorlar mı?
Şimdi düşünelim; yeni doğan bir bebek eve getiriliyor ve evlerimizde bulunan televizyon, bilgisayar, tablet ve akıllı telefonların içinde yaşama adım atıyor. Çocuk, kreşe/anaokuluna başlayana kadar evde ki bu teknolojik aletlerin çekiciliğine kendini kaptırıyor. Ebeveynlerin çocukla ilgilenemediği zamanlar da ellerine verilen tablet ve akıllı telefonlarla çocuklara renkli bir dünya sunuluyor. Bu renkli dünyada her şey parmaklarının ucunda. Bütün içerikler hazır, canlı, parlak renkte ve hareket halinde. Hal böyle olunca çocuğun hareket ettirdiği tek şey minik bir parmak oluyor. Bütün dikkatleri sanal bir dünyada saatlerce hapsediliyor.
Yoğun bir şekilde teknolojik aletlerin esiri olmuş çocukların oyunlarında elbette farklılıklar görülüyor. Örneğin; 3 yaşındaki bir çocuk legolardan tablet yapabiliyor ve yaptığı bu tableti gerçekmiş gibi kullanıyor. Parmağını üzerinde gezdiriyor, oyuncak tabletine yeni bir oyun yüklüyor ve bu oyunu arkadaşlarına gösteriyor onlar da kendi oyuncak tabletlerini yapıyorlar ve birbirlerine sanal oyunları öğretiyorlar. Peki, bu sahnede nerde legoların yararları? Yararları olan legolarımız, gelişen teknolojinin zararları ile amaçsız ve faydasız bir oyuncağa dönüşüyor. Çocuklar tablet ve akıllı telefonlarda oynadıkları oyunları kendi arkadaş gruplarına taşıyorlar ve bir bakıyorsunuz sanal oyundaki her şeyi birebir sahneliyorlar. Bu oyunda yaratıcılık yok, planlama yok, hayal gücü yok, taklit var.
Çocuğum Tablet Kullanabiliyor O Halde Zeki Mi?
Çocukların, akıllı telefon ve tabletleri kullanabilmesi bazı yetişkinler tarafından üstün bir zeka belirtisi olarak görülüyor. Bu düşünceyle hareket ederek çocukların kontrolsüzce kullanmaları için ellerine veriliyor. Peki, çocukların akıllı telefon ve tabletleri kullanabilmelerinin zekayla bir ilişkisi var mı? Elbette bunun zekayla olumlu bir ilişkisi yok. Aksine zekayı olumsuz anlamda etkiliyor. Bununla kalmıyor çocuğun sosyal, motor ve dil gelişim alanlarını da olumsuz etkiliyor. Örneğin; tabletiyle oynayan bir çocuğu düşünelim. Çocuk saatlerce etrafındaki insanlarla ilişki kurmuyor, konuşmuyor, dış dünyayla irtibatını tamamen kesiyor. Hatta çocuğa soru sorulduğunda hırçınlaşabiliyor çünkü o renkli sanal dünyadan çıkmak istemiyor. Aynı çocuk saatlerce aynı pozisyonda kalıyor, bedeni hiçbir şekilde hareket etmiyor. Halbuki çocukların gelişimlerini sağlıklı bir şekilde tamamlamaları için gerçek dünyada oyun oynamaları, hareket etmeleri, sosyalleşmeleri gerekir. Çocukların eline oyalanmaları için verilen tablet ve telefonlar oyuncak değildir. Çocuklara kullandıkları bu cihazların kullanılış amaçları açıklanmalı ve ebeveynlerin de bu konuda çocuklara model olması sağlanmalıdır. Özellikle gelişimlerinin büyük bir kısmının tamamlandığı okul öncesi dönemde teknolojik aletlerin kullanımına sınırlamalar getirilmelidir.
0-2 yaş dönemi, beyin gelişiminin en hızlı ilerlediği dönem olduğu için bebek, teknolojik aletlerle tanıştırılmamalı, sanal ekrana maruz kalmamalıdır. Sanal ekrandaki hızlı renk geçişleri bu dönemde bulunan çocuğun beyin gelişimini olumsuz etkileyecektir. Çocuk, sanal ekranla mümkün olduğunca geç tanışmalıdır. Sanal ortamda her ne kadar eğitici video/oyun olduğunu iddia eden programlar ve uygulamalar olsa da unutmamak gerekir ki çocuk en iyi yaparak-yaşayarak öğrenir. Çocuğa gerçek dünyada sunulan öğrenme ortamı hem yaratıcılığını, hayal gücünü artırır hem de öğrenmeyi kalıcı hale getirir.
