Trafik kazalarında maddi tazminat nasıl tespit edilir?
Trafik kazalarından doğan maddi zararlarda üçlü ayrım bulunmaktadır. Bunlar; eşya, vücut bütünlüğünün bozulması ve ölüm haline göre farklı şekilde belirmektedir. Eşyaya ilişkin maddi zararların tespitinde trafik kazası sebebiyle eşyanın tamamen ve kısmen tahrip olması durumunda davacının o eşya bedelini davalıdan isteme hakkı bakidir. Mahkemeler çoğu zaman eşyaya gelen maddi zararın tespitinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verirler. Vücut bütünlüğünün bozulması halinde maddi zararda ise; trafik kazasında kişinin yaralanması durumunda meydana gelen zararlardır. Bunlar tedavi giderleri ile çalışma gücünün sürekli veya geçici kaybı ile uğranılan zararlardır. Tedavi giderlerinin istenebilmesi için Yargıtay tam iyileşme olmasını aramamakta olup zorunlu yapılacak tedavi giderlerinin önceden davalıdan istenmesini kabul etmektedir. Ölüm halinde oluşacak maddi zararlarda ise; destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze giderleri istenmektedir. Ölen kişinin destek olduğu kişiler ölenin desteğinden yoksun kalmaları sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı isterler. Bu tazminatta ölen kişinin mutlaka mirasçısı olma şartı aranmamaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında sağlığında destek olanın maddi durumu ve destek olma süresi göz önünde bulundurularak bilirkişiler tarafından destek olunan kişinin de sosyal yaşantısı ve ihtiyaçları göz önüne alınarak hesaplama yapılmaktadır.
Trafik kazalarında kusurun tespiti nasıl yapılır?
Siz değerli okuyucularımdan son dönemde en sık gelen sorulardan biri de trafik kazalarında kusurun tespitinin nasıl yapıldığına ilişkindir. Trafik kazalarında hâkim tarafından tazminat miktarına hükmedilebilmesi için kusur tespitinin ivedilikle yapılması önem arz etmektedir. Türk Borçlar Kanun’unda düzenlenen kusursuz sorumluluk ilkesinde dahi ayrık durumlar dışında kusurun tespiti gereklidir. Kusurun tespit edilmesinde birtakım ilkeler belirlenmiştir. Şöyle ki; Trafik kazasına sebep olan eylemin yasalara, tüzük ve yönetmeliklere aykırılığının tespit edilmesi akabinde ayrıca hangi eylemin zarara sebebiyet verdiği araştırılmaktadır. İşbu eylem ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağı kurulduğunda kusur oranı doğru bir şekilde hesaplanmaktadır. Fakat tam aksi durumda eylem ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağı kurulamıyorsa kurallara aykırı davranan kişiyi oraya çıkan zarardan sorumlu tutmak söz konusu olamaz. Trafik kazalarının ana prensibi kusurun belirlenmesi olduğundan bu noktada sürücü ve yardımcı kişilerin kusuru paylaşması esas alınmaktadır. Karayolları Trafik Kanunu m.85 son hükmü uyarınca; işleten sürücünün veya yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur, düzenlemesi sorumluluğun ölçüsünü kusur oranına bağlamıştır. Tazminat hesaplamalarında mahkeme tarafından kusur orası tespit edilerek bu yönde bir tazminata hükmedilmektedir.
Trafik kazalarında manevi tazminatın tespiti nasıl yapılmaktadır?
Trafik Kazasından kaynaklanan manevi tazminat davalarında Türk Borçlar Kanunu m.56 uyarınca hakim özel halleri de göz önünde tutularak talepte bulunan davacıya adalete uygun tazminat takdir eder. Takdir edilen bu tazminat zarara uğrayanda manevi tatmin gerçekleştirmelidir. Hakim her olaya göre manevi tazminatın belirlenmesinde takdir hakkını kullanarak objektif ölçülere göre isabetli bir karar vermelidir. Trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların kusur oranları, ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alınır. Hakim gerek ölüm gerek cismani zarar halinde özel şartları dikkate alarak hakkaniyete uygun manevi tazminata hükmeder. Manevi tazminatta amaçlanan husus; ölüm olayı sebebiyle bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ıstırabın kısmen ve imkan dahilinde iadesidir.
Trafik kazasından kaynaklanan tazminat kimden talep edilir?
Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat bu kazaya sebep olan kişiden istenmektedir. Fakat kazanın oluş şekli ve kazaya sebep olanların kusur oranları ölçüsünde tazminat talep edilecek kişiler değişebilmektedir. Aracı kullanan şoför kusurlu davranışları sebebiyle trafik kazasının gerçekleşmesine sebebiyet verdi ise davacının tazminat talebi aracı kullanan şoförden ve aracın gerçek sahibinden talep edilecektir. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında sigorta şirketlerinden de tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Eğer tek taraflı bir ölümlü trafik kazası söz konusu ise ölen kişinin kusur durumuna bakılmaksızın sigorta şirketleri ölen kişinin ailesine tazminat ödemekle yükümlüdür.
Tazminat davalarında hastane ve protez giderlerinin talebi mümkün müdür?
Trafik kazalarında hastane ve protez giderleri maddi tazminat davası ile zarara sebebiyet veren kişiden talep edilir. Kişinin vücut bütünlüğünün zarar görmesi halinde hastane ve protez giderlerinin faturalandırılmış belgelerini mahkemeye ibraz ederek talepte bulunulur. Yargıtay hastane giderlerinin belgelendirilememesi sebebiyle maddi tazminatın ispat edilemediğinden taleplerin reddine ilişkin davalarda; belgelendirmeyi zorunlu tutmamış bu hususta uzman doktor bilirkişilerinden görüş alınmasına karar vermiştir. Burada amaçlanan; vücut bütünlüğü zarara uğramış kişilerin bir nebze olsa maddi zararlarının karşılanmasıdır. Trafik kazası neticesinde ayağının yada vücudunda herhangi bir uzvun kaybedilmesine sebep olunması halinde protez kullanmak zorunda kalan kişinin protez bedeli ortopedi uzmanının bulunduğu bilirkişi kurulu tarafından protezin değişim periyodları dikkate alınarak hesaplanır ve sayın mahkemenin dikkatine sunulur.
Trafik kazalarında kusurlu olan kişi tazminat alabilir mi?
Trafik kazası sebebiyle bir başkasının ölümüne sebep olan kişiden destekten yoksun kalma tazminatı talep edilir. Ancak tek taraflı gerçekleşen trafik kazalarında hayatını kaybeden kişinin yakınları sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunup bulunamayacakları konusu tartışmalıdır. Şöyle ki; tek taraflı trafik kazası sonucu ölen aracın sürücüsü genel itibariyle kusurlu kabul edilmektedir. Zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında tam kusurlu kabul edilen araç sürücüsünün yaralanması sonucu herhangi bir tazminat talep etme hakkı olmamaktadır. Bunun asıl sebebi ise Hukuk prensibi olarak kabul edilen "kişi kusurundan faydalanamaz" ilkesidir. 2008 yılına kadar tam kusurlu olan aracın sürücünün trafik kazası neticesinde ölmesi durumunda yakınlarınca destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunması kabul görmekte olup Trafik kanununda yapılan 2008 yılı değişikliği ile kişinin kendi kusurundan faydalanamaması ilkesi uyarınca yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı talep etme haklarının olmadığı ilkesi Yargıtay tarafından benimsenmiştir. Fakat Hukuk Genel Kurulu 2012 yılında bu konuda emsal teşkil edecek kararı ile ölen araç sürücüsünün tam kusurlu olması halinde dahi yakınlarının sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talep haklarının olacağını ve kusurun ölen kişinin yakınlarına sirayet etmemesi gerektiğini hüküm altına almıştır.
Trafik kazalarında destekten yoksun kalma tazminatı nedir?
Bir kişinin ölmesi ile sonuçlanan trafik kazasına sebebiyet veren kişiden ölen kişinin desteğinden yoksun kalanlar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı adı altında tazminat talep edilmesidir.Türk Borçlar Kanunu m. 55 hükmü uyarınca destekten yoksun kalma tazminatının belirlenme usulü düzenlenmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatının talep edilebilmesi için; talepte bulunacak kişi ölen kişinin fiilen baktığı ve fiili bir bakım bulunmasa bile ileride bakma ihtimalinin bulunduğu kişi olmalıdır. İleride bakma ihtimali bulunan kişilerin talebi Yargıtay tarafından farazi destek olarak algılanmakta ve hüküm kurulmaktadır. Öldüğü güne kadar bir başkasına sürekli ve düzenli bir şekilde bakan ve maddi manevi yardımda bulunan kişinin ölümünde yardımda bulunulan kişi tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilir. Varsayım halinde destekten yoksun kalınma tazminatı kapsamında talepte bulunulmasında ise; ölümün olmaması hali göz önünde bulundurularak yaşamın ve olayların doğal akışı içerisinde ileride kurulacak bakma ilişkisi uyarınca destek olması beklenen kişi tarafından yapılan tazminat talebidir. Çocukların anne ve babasına karşı ileride gösterecekleri destek bunun en temel örneği kabul edilir.
Trafik kazalarından kaynaklanan ceza davasının açılması için nasıl bir yol izlenmeli?
Trafik kazası sebebiyle bir kişinin yaralanmasına sebep olan fail hakkında kazanın meydana geldiği yer Asliye Ceza Mahkemesine, birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verilmesi halinde ise Ağır Ceza Mahkemesine Cumhuriyet Savcısının talebi ile ceza davası açılır. TCK m.85 uyarınca; taksirle bir veya birden fazla kişinin ölümüne veya yaralanmasına sebep olan kişinin 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Mahkeme sanığın asli ve tali kusur durumuna göre ceza miktarını tayin eder. Cumhuriyet Savcısının talimatı üzerinde kolluk kuvvetlerince olay yeri incelemesi yapılarak, olay yerindeki deliller toplanır. Akabinde Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek Sanığın cezalandırılması talepli ölüm veya yaralanma olma durumuna göre Asliye Ceza veya Ağır ceza Mahkemesinde kamu davası ikame edilir. Mahkeme bu süreçte kazaya kusuru oranında sebep olan sanığın cezasının tespitinde adli tıp kurumundan ve olay yeri kamera görüntülerinden yardım alarak sanığın ceza miktarına hükmetmektedir.
Trafik kazalarında zaman aşımı süresi nedir?
Kanun koyucu hukuk düzeninde kişilerin hayat boyu dava açma tehdidi altında kalmamaları adına birtakım hak düşürücü etkiye sahip zamanaşımı süreleri öngörmüştür. Hukukta zaman aşımı; o hakkın talep edilme süresini ifade etmektedir. Bu süre geçtiğinde artık hukuk düzeninde o hakkı talep etme durumunda kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında Türk Borlar Kanunu uyarınca haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 2 yıl her halükarda 10 yıllık zaman aşımı belirlenmiştir. Trafik kazası neticesinde bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına sebep olunmuş ise artık ceza zamanaşımı süreleri uygulanacaktır. Şöyle ki; kişinin yaralanmasına sebep olan trafik kazasında olayın gerçekleştiği tarihten itibaren 8 yıl içerisinde dava açmak gerekmektedir. Ölümlü trafik kazasında ise zaman aşımı süresi 15 yıldır. Bu süreler hak kaybı yaşanmaması adına önem arz etmekte olup ivedilikle bu konuda uzman avukatlardan yardım alınması önerilmektedir.
Trafik kazası araç değer kaybı nedir?
Bildiğimiz üzere trafik kazalarının hemen hemen hepsi maddi hasar ile sonuçlandığından , işbu hasarın tespiti için trafik polisi marifetiyle kaza tespit tutanağı düzenlenmesi gerekmektedir. Kaza tespit tutanağı ile maddi hasara sebep olan trafik kazasında zorunlu ve ihtiyari sigorta kapsamında aracın onarımı yahut tamirinin mümkün olmaması bir diğer deyişle aracın perte çıkarılması olanağı ispat edilmiş olunacaktır. Şayet trafik kazasında kusurlu olmayan aracın hasarı, kusura sebep veren kişinin trafik sigortasından karşılanacağı gibi; karşı tarafın sigortası olmaması durumunda ise kasko sayesinde zarar tazmin edilmektedir. Kasko tarafından karşılanan zararlarda artık aracın hasar kaydı oluşturulacağından aracın satımı durumunda değeri piyasa değerinin altında kalır. İşte tamda bu noktada trafik kazasında kusuru bulunmayan taraf yönünden aracının değerinde meydana gelen bu zarara yönelik talepler araç değer tazminatı başlığı altında mahkemeden dava yolu ile istemektedir. Aracın kaza sebebiyle TRAMER kaydı olacağından kaybetmiş olduğu değerin tespiti ile bu süreçte kiralamak zorunda kaldığınız araca ilişkin ödenen kiralama bedellerinin de konulduğu, kazaya neden olan aracın sürücüsüne yahut ruhsat sahibi aleyhine araç değer kaybı tazminatı davası ikame edilmektedir.
Gizem Gonce
Avukat
