FİRMA KAYIT
Geri Bildirim
Uzman Klinik Psikolog Nermin Erdoğan'dan: Çift Terapisine Ne Zaman Başvurulur?
Uzman Klinik Psikolog Nermin Erdoğan'dan: Çift Terapisine Ne Zaman Başvurulur?

Uzman Klinik Psikolog Nermin Erdoğan'dan: Çift Terapisine Ne Zaman Başvurulur?

18

Bir ilişkiyi terapiye getiren yalnızca büyük krizler değildir. Aynı tartışmanın tekrar etmesi, konuşmaların savunmaya dönüşmesi ya da iki kişinin aynı evde giderek yalnızlaşması da destek ihtiyacını gösterebilir.

Uzman Klinik Psikolog Nermin Erdoğan — Nefa Psikoloji, Kadıköy

Çift terapisine başvurmayı düşünen kişilerden iki farklı cümleyi sık duyarız: ‘Bizim sorunumuz o kadar büyük değil’ ve ‘Bizim için artık çok geç olabilir.’ Birbirine zıt görünen bu cümlelerin ortak noktası, terapiyi ilişkinin ancak son aşamasında başvurulan bir yer gibi düşünmektir. Oysa çift terapisi yalnızca ayrılık kararını önlemek için değil; ilişkinin nasıl işlediğini anlamak, tekrar eden sıkışmaları fark etmek ve iki kişinin birbirine yeniden ulaşabileceği yolları değerlendirmek için kullanılır. Nefa Psikoloji’nin hizmet alanları arasında aile ve çift terapileri de yer alır.

Her ilişkide anlaşmazlık olur. Sağlıklı ilişki, hiç tartışılmayan ilişki değildir; tartışmadan sonra bağın onarılabildiği, kişinin kendini ifade ederken korkmadığı ve farklılıkların aşağılanmaya dönüşmediği ilişkidir. Bu nedenle yalnızca ‘Ne kadar kavga ediyoruz?’ sorusuna bakmak yeterli olmaz. Tartışmanın nasıl başladığı, nasıl sürdüğü, nasıl bittiği ve sonrasında tarafların birbirine dönebilip dönemediği daha belirleyicidir.

Çift terapisinin konusu yalnızca evlilik de değildir. Evli, nişanlı, birlikte yaşayan ya da uzun süreli bir ilişki içinde olan çiftler; bağlarını etkileyen bir sorunu birlikte çalışmak için başvurabilir. Amaç kimin haklı olduğunu belirlemek değil, iki kişinin ilişki içinde oluşturduğu sistemi anlamaktır. Çünkü bazen sorun taraflardan birinin kişiliğinden çok, ikisinin de istemeden beslediği bir iletişim döngüsünde tutulur.

Aynı tartışmayı farklı günlerde yeniden yaşıyorsanız

Nefa Psikoloji'den Nermin Erdoğan'ın anlatımıyla bazı çiftler para, ev işleri, aileler, telefon kullanımı veya çocuk bakımı hakkında tartıştığını düşünür; fakat konu değişse de konuşmanın biçimi değişmez. Biri anlaşılmak için daha çok konuşur, eleştirir ya da cevap ister. Diğeri baskı hissettikçe susar, uzaklaşır veya konuşmayı erteler. Biri uzaklaştıkça öteki daha sert biçimde peşinden gider; sertlik arttıkça geri çekilme de büyür. Bir süre sonra iki taraf da kendini karşısındaki insanla değil, aynı döngüyle mücadele ederken bulur.

Bu tekrar, çift terapisine başvurmak için önemli bir işarettir. Çünkü taraflar çoğu zaman ne söylemeleri gerektiğini bilir; sorun, duygusal olarak tetiklendikleri anda bildiklerini kullanamamalarıdır. Terapi yalnızca daha doğru cümleler öğretmez. ‘Sen hep böylesin’ cümlesinin altında hangi kırgınlığın, ‘Konuşmak istemiyorum’ tutumunun altında hangi korkunun bulunduğunu görünür kılar. Döngü tanındığında sorun, ‘kötü eş’ olmaktan çıkar ve birlikte değiştirilebilecek bir ilişki örüntüsüne dönüşür.

Konuşmalar çözüme değil savunmaya gidiyorsa

Bir ilişkide iletişimin bozulduğunu yalnızca bağırmaktan anlamayız. Sürekli söz kesmek, küçümseyen mimikler, alay, geçmişteki hataları her tartışmada yeniden açmak, karşı tarafın niyetini peşinen kötü kabul etmek ve konuşmayı günlerce kesmek de ilişkinin güvenliğini aşındırır. Kişi anlaşılmayacağını düşündüğünde kendini anlatmak yerine savunmaya hazırlanır. Böylece konuşmanın amacı birbirini duymak değil, suçsuzluğunu kanıtlamak veya tartışmayı kazanmak olur.

Özellikle her konuşma ‘Ama sen de…’ cümlesiyle yön değiştiriyorsa, çift kendi imkânlarıyla çözüm üretmekte zorlanıyor olabilir. Terapide yaşanan olay kadar konuşma sırasında oluşan süreç de incelenir: Kim ne zaman yükseliyor, hangi cümle geri çekilmeyi başlatıyor, hangi yorum eski bir yarayı harekete geçiriyor? Bu bakış, taraflardan birini susturmak için değil; ikisinin de duyulabileceği daha güvenli bir diyalog kurmak için gereklidir.

İlişki yalnızca iş bölümüne dönüştüyse

Bazı ilişkilerde belirgin kavga yoktur; buna rağmen yakınlık giderek azalır. Konuşmalar alışveriş listesi, faturalar, çocukların programı ve ertesi günün planıyla sınırlı kalır. Çift dışarıdan uyumlu görünebilir, fakat içeride iki kişi de görülmediğini ve yalnız kaldığını hisseder. Sessizliğin çatışmasızlık sanılması, bu uzaklaşmanın uzun süre fark edilmemesine neden olabilir.

Birbirinin gününü gerçekten merak etmemek, birlikte geçirilen zamanın sürekli ekranlarla bölünmesi, temas ve şefkatin azalması ya da iyi bir haberi önce başka biriyle paylaşmak duygusal bağın zayıfladığına işaret edebilir. Her mesafe bir ilişki krizi değildir; yoğun iş, bakım yükü veya yas dönemleri geçici uzaklaşma yaratabilir. Ancak bu durum kalıcılaşıyor ve taraflar nasıl yeniden yakınlaşacağını bilemiyorsa terapi, kaybolan temasın altında ne olduğunu anlamaya yardımcı olabilir.

Güven sarsıldıysa beklemek yarayı kendiliğinden kapatmayabilir

Aldatma, gizlenen borç, tekrarlayan yalanlar, sınır ihlali veya verilen önemli bir sözün tutulmaması ilişkide güven yaralanması oluşturabilir. Böyle bir olaydan sonra yalnızca ‘Özür diledim, artık kapansın’ demek çoğu zaman yeterli olmaz. Güveni kaybeden kişi aynı soruları tekrar tekrar sorabilir; diğer taraf ise sürekli yargılandığını hissedip savunmaya geçebilir. İki tepki de anlaşılır olsa da kendi hâline bırakıldığında ilişkiyi tüketen yeni bir döngüye dönüşebilir.

Çift terapisi yaşananı küçültmez ve affetmeyi zorunlu kılmaz. Önce kırılmanın ne anlama geldiğini, güvenin yeniden kurulması için hangi sorumlulukların gerektiğini ve iki tarafın bu sürece gerçekten katılıp katılmadığını değerlendirir. Bazen ilişki onarılır, bazen taraflar devam etmek istemediklerini daha net görür. Terapinin görevi ilişkiyi her koşulda sürdürmek değil, kararların baskıdan uzak ve yaşanan gerçeklik görülerek alınmasına alan açmaktır.

Yaşam geçişleri ilişkinin dengesini bozduysa

Evlilik, taşınma, iş değişikliği, ekonomik güçlük, çocuk sahibi olma, infertilite tedavisi, hastalık, kayıp veya yaşlanan ebeveynlerin bakımını üstlenmek çiftin düzenini yeniden kurmasını gerektirir. Bu dönemlerde sorun her zaman sevginin azalması değildir; eski iş bölümünün ve beklentilerin artık yeni hayata uymamasıdır. Taraflardan biri yükü tek başına taşıdığını düşünürken diğeri ne yaparsa yapsın yeterli olamadığını hissedebilir.

Özellikle bebeğin doğumundan sonra uyku yoksunluğu, bakım emeği ve çift olarak geçirilen zamanın azalması küçük anlaşmazlıkları büyütebilir. Benzer biçimde iş kaybı ya da bir aile büyüğünün hastalığı, ilişkiye dışarıdan gelen stresi artırır. Terapi stresi ortadan kaldırmaz; fakat çiftin birbirini stresin kaynağı gibi görmesini azaltıp aynı güçlük karşısında yeniden ekip olabilmesine yardımcı olur. Destek almak için krizin bitmesini beklemek gerekmez.

Cinsellik konuşulamayan bir alana dönüştüyse

Nermin Erdoğan, cinsel yakınlığı konuşurken rıza, güven ve ihtiyaçlara odaklanıyor. Cinsel istekte farklılık, yakınlaşma sıklığı, doğum sonrası değişimler, performans kaygısı, ağrı veya bedensel değişiklikler çiftler arasında konuşulması zor konular olabilir. Biri reddedildiğini, diğeri baskı altında olduğunu hissedebilir. Konu açıldığında utanç, suçlama ya da kaçınma devreye giriyorsa zamanla yalnızca cinsellik değil, duygusal yakınlık da etkilenir. Çift terapisinde amaç bir sıklık standardı koymak değil; iki kişinin rıza, güven ve ihtiyaçlar hakkında konuşabilmesini sağlamaktır.

Bedensel ağrı, ereksiyon güçlüğü, hormonal değişim veya ilaç yan etkisi gibi durumlarda tıbbi değerlendirme de gerekebilir. Psikolojik ve bedensel etkenleri birbirine rakip açıklamalar gibi görmek doğru değildir; çoğu zaman birlikte ele alınırlar. Cinsellik konusunda çalışan uzmanın eğitimini ve yetkinliğini sormak önemlidir. Her çift terapisti cinsel işlev bozuklukları alanında uzman değildir ve gerektiğinde başka bir sağlık profesyoneliyle iş birliği kurulmalıdır.

Biriniz terapiye daha istekliyse süreç yine de başlayabilir mi?

Çiftlerin terapiye aynı umutla gelmesi nadirdir. Biri uzun süredir araştırmış olabilir, diğeri ise ‘Bir yabancıya ilişkimizi anlatmak neyi değiştirecek?’ diye düşünebilir. Şüphe duymak süreci imkânsız kılmaz. Önemli olan, iki tarafın da en azından ilişkiyi anlamaya ve görüşmenin çerçevesine saygı göstermeye açık olmasıdır. İlk seans bazen tam da beklentilerin, kaygıların ve ortak bir hedef bulunup bulunmadığının değerlendirildiği yerdir.

Partnerlerden biri kesin biçimde katılmak istemiyorsa kişi bireysel destek alabilir. Bu çalışma, gelmeyen partneri uzaktan teşhis etmek veya değiştirmek için kullanılmaz. Başvuran kişinin kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını, ilişkide üstlendiği rolü ve önündeki seçenekleri daha net görmesine yardımcı olabilir. Bir ilişkinin ortak yönü iki kişi gerektirir; ancak kişinin kendi tutumunu ve kararlarını çalışabilmesi için karşı tarafın iznine ihtiyacı yoktur.

Çift terapisti hakem değildir

İlk görüşmeye gelirken bazı çiftler terapistin kimin haklı olduğunu söylemesini bekler. Oysa terapist taraflardan birinin avukatı değildir; ilişki içindeki örüntüyü, ihtiyaçları ve sorumlulukları görünür kılmaya çalışır. Tarafsızlık, zarar verici davranışlara sessiz kalmak anlamına da gelmez. Hakaret, tehdit, kontrol, sınır ihlali veya şiddet ‘iki tarafın iletişim sorunu’ diye eşitlenemez. Güvenli bir çerçeve için davranışların adı doğru konulmalıdır.

Değerlendirme sürecinde ilişkinin öyküsü, başvuru nedeni, tekrar eden çatışmalar, bireysel ruhsal durumlar ve terapi hedefleri ele alınır. Bazı uzmanlar ihtiyaç gördüğünde kısa bireysel değerlendirme görüşmeleri de planlayabilir. Birlikte ve ayrı görüşmelerde paylaşılacak bilgilerin nasıl ele alınacağı, gizliliğin sınırları ve seans düzeni en başta açıkça konuşulmalıdır. Çiftin, uzmanın eğitimi ve çalışma biçimi hakkında soru sorması sürecin doğal bir parçasıdır. Aile ve çift terapileri hakkında kurumsal bilgiye Nefa Psikoloji üzerinden ulaşılabilir.

Hangi durumlarda önce güvenlik değerlendirilmelidir?

İlişkide fiziksel şiddet, cinsel zorlama, tehdit, takip, yoğun korku, ekonomik kontrol veya görüşmede söylenenler nedeniyle sonradan cezalandırılma riski varsa standart ortak seans her zaman güvenli değildir. Güç ve kontrol dengesizliği bulunan bir ilişkide iki kişiyi aynı sorumluluk düzeyindeymiş gibi konuşturmak, şiddete maruz kalan kişiyi daha fazla riske sokabilir. Bu durumda önce bireysel ve uzmanlaşmış bir güvenlik değerlendirmesi yapılmalıdır.

Acil tehlike varsa 112 aranmalı; şiddet konusunda rehberlik ve yönlendirme için ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı’na başvurulmalıdır. Aktif ve kontrolsüz madde kullanımı, ağır bir ruhsal kriz, psikotik belirtiler ya da ciddi kendine zarar verme riski de çift çalışmasından önce veya onunla eş zamanlı olarak bireysel psikiyatrik değerlendirme gerektirebilir. Doğru yardım biçimi her çift için aynı değildir; terapiye uygunluk da ilk değerlendirmenin bir parçasıdır.

Başvurmak için ilişkinin tükenmesini beklemeyin

Nermin Erdoğan'ın hatırlattığı üzere çift terapisi için kesin bir eşik yoktur. Aynı sorun evin havasını belirlemeye başladıysa, konuşmalar giderek daha hızlı kopuyorsa, taraflardan biri sürekli yalnız hissediyorsa veya ilişkiyle ilgili umut belirgin biçimde azalıyorsa destek düşünülebilir. Sorun henüz küçükken başvurmak, onu büyütmek anlamına gelmez. Aksine, savunmalar sertleşmeden ve kırgınlıklar birikmeden ilişkiye bakabilme fırsatı verir.

İlişki alanında çalışan uzmanlar ve görüşme seçenekleri hakkında bilgi almak isteyenler çift terapisi desteği bağlantısını inceleyebilir. Uzman seçerken çiftlerle çalışma deneyimini, kullandığı yaklaşımı, gizlilik politikasını ve şiddet riski değerlendirmesini nasıl yaptığını sormak önemlidir. İyi bir başlangıç, yalnızca randevu almak değil; iki tarafın da kendini yeterince güvenli hissedebileceği bir çalışma çerçevesi bulmaktır. Uzmanların unvanları ve çalışma alanları için Kadıköy'deki uzman ekip sayfası incelenebilir.

Bazen ilk değişim, sorunu birlikte tarif edebilmektir

Çift terapisinin başarısı her zaman ilişkinin sürmesiyle ölçülmez. Bazı çiftler bağlarını onarır, bazıları ilişkilerini daha gerçekçi koşullarla yeniden düzenler, bazıları ise ayrılık kararını daha az yıkıcı ve daha saygılı biçimde ele alır. Terapinin ortak amacı, iki kişiyi belirli bir sonuca zorlamak değil; otomatikleşmiş tepkilerin yerine daha bilinçli seçimler koyabilmelerini sağlamaktır.

Bir ilişkinin yardım ihtiyacı olduğunu kabul etmek, o ilişkinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Bazen en önemli adım, ‘Biz sürekli aynı yerde takılıyoruz ve bunu artık tek başımıza çözemiyoruz’ diyebilmektir. Bu cümle suçlama değil, ortak bir gözlemdir. İki taraf da değişimi yalnızca karşısındakinden beklemek yerine kendi payına bakabildiğinde, ilişkinin yönü hakkında daha dürüst ve daha güvenli bir çalışma başlayabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; kişisel değerlendirme, tanı veya tedavi önerisinin yerini tutmaz.