Geri Bildirim
Çocukluk Dönemi Korkuları
Çocukluk Dönemi Korkuları

Çocukluk Dönemi Korkuları

69

Korku; mutluluk, üzüntü, öfke ve heyecan kadar olağan ve doğal bir duygudur. İçinde bulunulan endişe verici olaylara karşı tepki verilmesine yardımcı olur. Erken çocukluk döneminde çocuğun çok sayıda korkusu olabilir. Çocukluk dönemi korkularının büyük bir bölümü, gelişim sürecinin doğal bir parçasıdır. Korkular doğumdan itibaren gözlemlenebilir. Yüksek sesler, ani hareketler, parlak ışık gibi çevrede yeni ve bilinmedik olan her şey bebeklik döneminde kolayca irkiltir ve korkutucu olabilir. Bebeğin 9. aya yaklaşmasıyla birlikte ayrılık kaygısı ve yabancı korkusu gelişir. 2-6 yaş arası dönemlerde ise karanlık, gök gürültüsü, hayvanlar, bedenine bir zarar geleceği düşüncesi, aileden uzak kalma gibi korkular eşlik edebilir. Bir de ailelerin söylemleri ile doktor, hırsız, dilenci, canavar, öcü gibi korkular da eklenebilir.

Çocukların anne karnında ve doğum sürecinde yaşadıkları travmaların, bazı korkulara eğilimli olmalarına neden olduğuna dair ilişkin araştırmalar vardır. Örneğin; klostrofobinin (kapalı alan korkusu) nedeni, bebeğin doğum kanalında sıkıştığı uzun süren bir doğum süreci olabilir. Bir çocuğun karanlıktan korkmasının nedeni, bebeklik döneminde gece ağlamalarında ihmal edilmiş olması olabilir. Deneyimlerden, yaşanmışlıklardan kaynaklanan korkular da vardır. Örneğin; köpeğin saldırısına uğramış bir çocuk, aylarca belki de yıllarca köpekten korkabilir. Boğulma tehlikesi geçirmiş bir çocuk, sudan korkabilir. Başkalarından, gözlem yoluyla edinilen korkular da çocuklar için kolayca öğrenilebilir. Örneğin; annenin fareye ani bir ses ve hareket ile korku tepkisi vermesi, buna tanıklık eden çocuk da fareye karşı korku geliştirebilir. Aslında çocuk başlangıçta verilen tepkiden korkmuştur, sonrasında ise güven duyduğu bir kişinin korkması, farenin korkulacak bir şey olduğunu öğretmiştir.

  • Çocuklar için sadece aileden değil, çevredeki insanlar, televizyondaki dizi ve filmler de yeni korkulara kaynak olabilir. ''Köpeğe yaklaşma seni ısırır.'', ''Yaramazlık yaparsan seni bırakır giderim/dilenciye veririm.'', ''Bak çocuk çok konuştuğu için, doktor ona iğne yapacak.'' gibi sonuçları düşünülmeyen cümleler, çocuklarda korku ve kaygılara neden olabilir.

Çocuklar gelişimsel olarak 3 yaş civarında ölüme ilişkin farkındalık geliştirmeye başlarlar. ''Annem ölecek mi?'' , '' Ben ölecek miyim?'' gibi sorularla açığa çıkar. Ölüm farkındalığı, farklı korkuları beraberinde getirebilir. Banyoda suyun akıp gittiğini görüp banyo yapmak istemeyebilir, yalnız kalmak istemeyebilir, çok severek izlediği çizgi filmden artık hoşlanmayabilir. Erken çocukluk dönemi korkuları, genellikle döneme özgü, gelişimsel korkulardır. Çocuk gelişimini tamamladıkça, dönem değiştirdikçe korkuları yok olur ya da değişkenlik gösterebilir.

Çocuk korkusunu ifade ettiğinde;

  • Öncelikle çocuğun korkusunu küçümseyip, alaycı bir tavırla yaklaşılmamalıdır. Çocuk duygularına değer verilmediğini hissettiğinde, ileri ki süreçlerde korkularını paylaşmaktan kaçabilir.
  • Çocuğun korktuğu nesne ve olayları ortadan kaldırmak da maalesef bir çözüm yolu değildir. Çocuk, anne ve babasının belirli durumlarda onu uzak tuttuğunu gördüğünde buraların gerçekten korkutucu bir şey olduğunu düşünebilir.
  • Çocuğu, cesur olması için doğrudan korktuğu şeye zorlamak ise, çocuk için ağır olabilir, öfke ve kin duymasına sebep olabilir. Ayrıca korkunun anne ve babası tarafından yok sayılması ve kabul edilmemesi bu korkuyu yenmek için onlardan yardım alamayacağı anlamına gelebilir.

Çocuğun korkuları ile baş etmesine nasıl yardımcı olabilirim?

Gelişim dönemine özgü olan, çocuğun ve ailenin yaşamını engellemeyen korkular dönemsel kabul edildiği için tedavi edilmez. Bu durumlarda ailenin, iyi bir gözlemci, olumlu, yatıştırıcı, açıklayıcı bir tutum içinde olmaları kıymetlidir.

  • Çocuğunuz size korkusunu belirttiğinde ilk adımınız; duygusunu kabul etmek, sempati göstermek ve umut vermek olmalıdır. Örneğin; ''Köpekten korkmanı anlıyorum, korkmak hiç de eğlenceli değil, değil mi? Belki birlikte korkunu yenmenin bir yolunu bulur, onlarla oynamanın keyfini çıkarmaya başlarız.'' diyebilirsiniz. Bu şekilde söyleyerek nasıl hissettiğini anladığınızı ve korkusunu yenmesi için onun yanında olduğunuzu belirtmiş olursunuz.
  • Çocuğunuzun korktuğu konuyla ilgili doğru bilgi vermek önemlidir. Küçük çocuklar için dünya büyük ve kafa karıştırıcı gelebiliyor. Konuya ilişkin daha doğru fikirler edindikçe korkuları yatışacaktır.
  • Çocuğunuz travmatik bir deneyim yaşadığında, korktuğu olaya karşı duygularını boşaltmasına teşvik etmek önemlidir. Korktuğu bir deneyim karşısında istediği kadar ağlamasına, titremesine ve olay hakkında konuşmasına izin verilmelidir, bu boşaltım sağlanmadığında kalıcı bir korkuya neden olabilir. Duygu boşalımını sağladıktan sonra ise güvende hissettikleri bir ortamda belki bir oyun içinde bu korkuyu sembolik olarak deneyimlemelerine fırsat tanınabilir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; çocuğunuzu tanımak, gözlemlemek, duygularını anlamak, güvende hissettirmek çok değerlidir. Gelişimsel dönem korkuları hakkında bilgi edinilmeli ve çocuğun bu durumlarla baş edebilmesi için desteklenmelidir. Çocuğun yaşamını etkileyen ve günlük işlevlerini yapmasını engelleyen durumlarda ise mutlaka bir uzman görüşü almak gereklidir.


Uzman Klinik Psikolog