Geri Bildirim
Doğum Sonrası Depresyon:Postpartum
Doğum Sonrası Depresyon:Postpartum

Doğum Sonrası Depresyon:Postpartum

584

Hamilelik dönemi ve annenin duygusal değişimlerinin bebeği de derinden etkilediği kanıtlanmıştır. Şiddetine bağlı olmak üzere gebelik sonrasında annenin yaşadığı ruhsal sıkıntı ikiye ayrılmaktadır. Geçici süreli ve şiddeti yüksek olmayan “annelik hüznü” olarak adlandırılan süreç, doğumdan sonra birkaç gün ya da iki hafta sürebilecek dönem ile farklılıklar gösterir, annelik hüznü son derece normal bir süreç olarak kabul edilmektedir. Annenin yaşadığı stres, yorgunluk, üzgünlük durumları hem annelik hüznünün sonucu olabilir. Tipik belirtileri arasında duygusal değişkenlik, kolayca ağlama, sinirlilik ve bunların genellikle mutlu duygularla özgürce karışması bulunur. Ancak bu süreçte anneye “hastalıklı” gözüyle bakmak ve gereken desteği göstermemek annenin yaşadığı durumun şiddetini artırabilir. Yeni doğum yapmış bir annenin sorumluluklarını göz önünde bulundurduğumuz zaman, neden bu gibi süreçlerden geçtiğini anlamak pek de zor değildir.

Annenin, üzerinde sorumluluk hissettiği, karnındayken bağ kurduğu bebeği dünyaya gözünü açmıştır. Hamileyken annenin kendine iyi bakması ve iyi beslenmesi bebek için yeterli görülürken, bebek dünyaya geldiğinde bu sorumluluk ikiye katlanmaktadır. Tamamen ona bağımlı bir bireyin varlığı annenin anksiyetesini tetikleyebilir ve anne içine girdiği bu psikoloji ile bebekten uzak durmaya çalışıp, savunma mekanizmasını devreye sokabilir. Belli bir yaşa kadar yalnızca kendi sorumluluklarını üstlenmiş ebeveynler, bebeğin sorumluluğunu fark ettikten sonra, artık hayatlarını birden fazla kişi için yaşamaları gerektiğini düşünüp, bireysel özgürlüklerini kaybetmiş gibi hissedebilir.

Bazı kadınlar “annelik hüznü”nü daha ağır deneyimleyebilir: Postpartum depresyon. Postpartum depresyon; doğumdan sonra ilk dört hafta içinde başlayan, psikotik olmayan, major depresif atak olarak tanımlanır. Vakaların %80’inde depresyon doğum sonrası ilk 6 hafta içinde sinsice gelişmekte ve doğum sonu ilk yılın sonuna kadar sürmektedir. Gebelik sonrasında en sık görülen komplikasyonlardan biridir ve görülme sıklığı ortalama %10-%15 oranındadır.

Postpartum depresyonun birçok faktörü vardır, bunların bazıları fiziksel, bazıları ise duygusaldır. Hormonal değişiklikler büyük bir olası nedendir. Diğer faktörler uyku eksikliği, eş ile ilişki değişikliği, vücut görüntüsünün rahatsız etmesi ve soyutlanmak, yalnız hissetmektir. Eğer kadın eşiyle ilişki değişikliği yaşarsa bunun için ya kendini ya da bebeği suçlar. Düşük sosyoekonomik düzey, depresyon için risk faktörüdür. Düşük ekonomik düzeyde olan kadınların postpartuma yakalanma ihtimali daha yüksektir. Erken yaşta hamile kalan (buluğ çağından hemen sonra) kadınlarda risk %30 daha fazladır. Postpartumu, normal depresyondan ayıran özellik, intihar düşüncesi doğum sonrası depresyonda daha düşüktür. Genelde şiddeti akşam artan bir duygudurum bozukluğudur.

Aile fertlerinin annenin yaşantısındaki değişken süreci fark etmesi önemlidir. Annenin bu süreçte yaptıklarının bilinçli olarak değil, sancılı alışma döneminden kaynaklandığını görmeleri gerekir. Çünkü iyi bir sosyal destek, anneliğe adaptasyon sürecini kolaylaştırır.  Anneye karşı bir tavır almak yerine, ona yardımcı olmaları gerektiğinin bilincine varmalılardır. Postpartum, uzun süre ve şiddetle devam ederse mutlaka profesyonel bir yardıma başvurulmalıdır. Annenin yapabileceği en iyi şey kendisine zaman ayırmaktır. Fiziksel sağlığa dikkat etmektir. Belirli yaşam tarzı değişiklikleri iyi hissetmeye yardımcı olur. Anneler, istirahat etmeli ve mümkün olduğunca yalnız kalmamalıdır.

Son olarak; postpartumun önüne geçilebilir ve tedavi edilebilir bir duygudurum bozukluğu olduğunu unutmamak gerekir.


Psikolog