Geri Bildirim
Hayat Müfredatına Güvenerek Çocuk Geliştirmek
Hayat Müfredatına Güvenerek Çocuk Geliştirmek

Hayat Müfredatına Güvenerek Çocuk Geliştirmek

129

Ebeveynler olarak, bir evladımızın olacağını öğrendiğimiz o mutlu günden beri her birimiz onlar için en iyisini ve en güzelini istiyor, en iyi eğitimlerin, en iyi kuramların, en iyi okulların peşine düşüyoruz. Araştırıyoruz, soruyoruz, okuyoruz, izliyoruz, hiç şüphesiz her birimiz çocuklarımızın iyiliği yönünde sonsuz çaba sarf ediyoruz. Hatta büyüdüklerinde bile

Fakat tüm bunları yaparken, ne yazık ki artık gözlerimizin görmeyi unuttuğu çok önemli bir mucize var; ‘Hayat Müfredatı’

Ben hayat müfredatına gönülden inanan bir eğitimciyim, zira sınıfımda çocuklarıma uyguladığım müfredat, hayat müfredatından alıyor özünü.  Peki hem bu kadar kıymetli, hem de bir o kadar hepimizin hayatında kolaylıkla bulunan Hayat Müfredatı’ nedir?

Özellikle pandemi gibi olağanüstü bir dönem yaşıyor olmamız, bizlere olumsuzlukların ardındaki bir çok önemli gerçeği anımsattı. Hayatta her şeyin mümkün olabileceğini, hayatı daima kontrol edememeyi, bazen hayatın akışı içerisinde sıkışıp kalmayı, mecburiyetleri, çabalayıp durmanın yanı sıra beklemeyi…

Ve elbette alınan pandemi tedbirleri kapsamında okulların kapanmasıyla beraber, ebeveynler yarı zamanlı anne-baba, yarı zamanlı eğitici görevini üstlenmek gibi zorlu bir maratona başladılar. Hangi etkinlik kitabını kullanacaklarından tutun, hangi kuramı takip edeceklerine, hangi oyunu oynatacaklarından, hangi kitapları okuyacaklarına kadar bir çok farklı araştırmaya sürüklendiler, bununla beraber bir kaygı seline de tabii.  İşte tam bu noktada ‘hayat müfredatı’ gerçeği devreye giriyor bana kalırsa.

Örneğin, dikkati baz alalım. Dikkat ve konsantrasyon üzerine çalışırken birden fazla envanter uyguluyor, testler kullanıyor, yalnızca testlerle kalmayıp gözlem yapıyor, dikkat kartları kullanıyor, farklı materyaller geliştiriyor, gerek geleneksel gerekse gelişimsel oyunlar yardımıyla dikkat ve konsantrasyona dair alt becerileri geliştirmeyi hedefliyoruz. Fakat diyelim ki bağ bahçedeyiz, tatildeyiz, yoldayız veyahut şu an içerisinde bulunduğumuz dönemde olduğu gibi pandemideyiz. Ve bahsettiğim hiçbir materyalimiz yok (!) Yani aslında ‘çok’ ama bizce ‘yok’ Çünkü aslında var. Hani en başta söylemiştim ya, gözlerimizin görmeyi unuttuğu çok önemli bir mesele var, o da ‘hayat müfredatı’ diye. Hayat bize öyle materyaller sunuyor ki; renkleri, desenleri, dokuları, yapıları, doğallıkları, ulaşılabilir oluşları…

Misal, elimizde hiç materyalimizin olmadığını düşündüğümüz, paniğe kapıldığımız, en iyilerine ulaşmak için didindiğimiz zamanda, mercimek ayıklamak gibi günlük hayata dahil bir aktivite hiç aklımıza geliyor mu? Minik minik ve aynı renklerdeki mercimeklerin arasında bir yetişkinin bile görmekte zorlandığı taşları bulabilmek, elimizde olmadığı için panik yaptığımız envanterler, etkinlikler, kartlar kadar, ve hatta belki onlardan daha da kıymetli. Basit olarak gördüğümüz, etkinlikten dahi saymadığımız bir mercimek ayıklama etkinliği;

  • dikkat ve konsantrasyon becerileri,
  • sabır,
  • el-göz koordinasyonu,
  • küçük kas ve ince motor becerileri,
  • grupla ortak hareket etme bilinci,
  • parçadan bütüne-bütünden parçaya gitme becerisi,
  • gruplama-kategorize etme becerisi,
  • iş birliği,
  • sorumluluk alma ve görev bilinci,
  • bir amaç doğrultusunda azmetmek,
  • günlük yaşam becerileri
  • kaptan kaba aktarma gibi bir çok becerinin gelişmesine olanak sağlar…

Basit diye nitelendirdiğimiz bir yemek, makarna bile, bizler etkinlikten saymadığımız halde hayatın müfredatı içinde nasıl da geliştirici aslında... Makarnaların başta sert olup kaynar su ile beraber yumuşaması… Kek yaparken ölçü birimlerini kullanmak ve bu sayede basit matematik işlemlerinin öğrenilmesi… Pişirdiğimiz sebzelerin zamanla başlangıçtaki renklerinden farklı renkler haline dönüşmesi… Ve daha neler neler

İşte bu göz ile bakınca görüyoruz ki hayatın müfredatı, aslında bizim oluşturduğumuz müfredatların en temelinde, en kalbinde olan asıl müfredat. Yalnızca gözlerimizi biraz ovuşturmaya ihtiyacımız var. Sahip olduklarımızı görebilmeye ve kaygıya sürüklenmeden evvel hayatın kendi müfredatına güvenmeye ihtiyacımız var. Çünkü en iyi okulun en iyi müfredatı bile, özünü ve temelini hayatın kendi müfredatından alıyor. O müfredat nereli olursak olalım, hangi dine, hangi takıma, hangi inanca mensup olursak olalım, nerede ikamet ediyor, hangi koşullar altında yaşıyor, nasıl bir aile dinamiğine sahip olursak olalım hepimizde var. Hepimizi sarıyor, sarmalıyor, her gün gördüğümüz -ama ne yazık ki körleştiğimiz- onca mucizesiyle bize gelişim için basamak oluyor, yol oluyor… Bu bazen bir makarna ile, bazen bir mercimek ile, bazen mayalanan bir yoğurt ile, bazen suyun buza dönüşü ile… Hayat evlatlarımızı geliştirmek için sonsuz kapı açıyor…

Pandemi ile birlikte okulların dört duvar arasında olmadığını, duvarsız olduklarını gördük. Sevginin, beraberliğin, bayram coşkusunun dört duvar arasında olmadığını gördük. O halde şimdi çok daha iyi biliyoruz ki, gelişimin ve eğitimin duvarları yok. Yolda da olsak, misafirde de olsak, bağ bahçede de olsak, mutfakta, salonda, banyoda, her nerede olursak olalım müfredat bizimle. Hayat var oldukça müfredatı da bizimle Biz nereye gidiyorsak, o bizimle geliyor. Böylesine mucizevi bir müfredatı görebilmek için ovuşturalım gözlerimizi, zihnimizi, ve kalbimizi. Bırakalım hayat kendi müfredatında geliştirsin evlatlarımızı…


Oyun Terapisti & Çocuk Gelişimi ve Eğitimcisi