Geri Bildirim
İçe Dönüş
İçe Dönüş

İçe Dönüş

66

İnsanlar kilo vermek istediklerinde genellikle diyetisyene giderler. Diyetisyenlerin de çeşitli tavsiyeleri olur ve bunların başında da -çok aç kalındığında yeme isteğinin normalden fazla olacağından- sık sık ama azar azar beslenmek gerektiğidir. Eğer kendinizi çok aç bırakırsanız yeme dürtünüzün önüne geçmeniz zorlaşır. Bu yüzden aşırıya kaçıp, sonrasında pişman olmak yerine belirli aralıklarla beslenmek en doğrusudur. Buraya kadar okuyup, bunun çocuk gelişimiyle ilgisi ne diyebilirsiniz ki nitekim haklısınız. Şöyle izah edeyim:

Hani açlığı bastırmanın en kolay yolu yiyeceklerin olduğu yerden uzak durmaktır ya; peki çocuğunuza olan öfkenizi bastırmanın en kolay yolu nedir, hiç düşündünüz mü? Cevabı tıpkı yiyeceklerden uzak durmak olduğu gibi çocuğunuzun bulunduğu ortamdan uzaklaşmaktır. Çünkü; öfkenin en yoğun olduğu an, pişmanlığa en yakın olduğumuz andır. Sonradan pişman olup, çekeceğiniz vicdan azabındansa; öfke anında uzaklaşabilmek, kendinizi sakinleştirmek, regüle etmek ve öfke bulutları kaybolduktan sonra olayı yeniden değerlendirmek en doğrusudur. Ve maalesef ki en zoru…

Keşke söylendiği, yazılıp çizildiği kadar kolay olsa kendini regüle etme halleri. O zaman ne dert kalırdı ne tasa. Tamam kabul zor, belki çok zor ama imkansız da değil. Önce içindeki çocuğa bakmaya, onu dinlemeye, ona kulak vermeye niyet etmeli insan. İlmek ilmek inmeli kendi çocukluğuna ve yüzleşmeli oradaki küçük kızla veya oğlanla. İçindeki çocukla yüzleştikçe çocuğuna karşı tahammülsüzlüklerinin, öfke patlamalarının asıl kaynağını bulabilir hale gelir. İşte o zaman öfkeden çıldırıyorum dediğinde bile regüle olabilmenin imkansız olmadığını anlayacaksın sevgili anne, sevgili baba. Unutmadan bu içsel yolculuğun bir sonu yok. Yaşadığımız müddetçe hep bir yolculuk halindeyiz. 

Ne demişler: ‘Önemli olan varılacak yer değil, yolculuğun kendisidir.’

Kendi içine doğru yolculuğa çıkmaya hazır mısın?


Çocuk Gelişim Uzmanı