Geri Bildirim
Benlik Kavramının Oluşumunda Anne-Babanın Rolü
Benlik Kavramının Oluşumunda Anne-Babanın Rolü

Benlik Kavramının Oluşumunda Anne-Babanın Rolü

111

Ailede anne-babanın, çocuğa karşı sergilemiş olduğu tutum ve davranışları, çocuğun kişiliğinin oluşmasında önemli bir etkiye sahiptir. Çocuklar ebeveynlerinin tutumlarını gözlemleyerek kendilerine model alırlar. Çocuğun benlik kavramı, dünyayı seyrettiği bir gözlük gibidir. Hiçbir çocuk, benlik kavramına sahip olarak dünyaya gelmez. Anne-babasından ve çevresindeki diğer kişilerden öğrendikleriyle benliğini oluşturur. Benlik kavramı, çocuğun kendisine yönelik zihninde belirlemiş olduğu görünüm olarak tanımlanabilir.

Benlik kavramının benimsenmesi, benlik saygısını oluşturur. Benlik saygısı, bireyin kendisinden memnun olma durumudur. Aile üyelerinin benlik saygısının düşük olması aile içerisinde iletişimin olumsuz olmasına sebep olur. Çocuğun benlik saygısının yüksek olması için aile bireylerinin özgüvenli, kendi aralarında ve çocukla iyi iletişim kurabilen, güven verici ve hoşgörülü bir yapıya sahip olması gerekmektedir. Ayrıca ailede kişiler arasındaki ilişkilerin güven verici, saygı, sevgi ve hoşgörü çerçevesinde olması gerekmektedir.

Benlik saygısı, çocuğun fikirlerine değer verilen, ayrı bir birey olduğunun farkına varılarak onu olduğu gibi kabul edebilen ebeveyn yaklaşımlarının olduğu bir ortamda gelişir. Ebeveynler, çocuklarını bağımsız bir birey olarak görmeli ve sevgi ile iyi ilişkiler kurmaya çalışarak yaklaşmalıdırlar. Eğer çocuk bağımsız bir birey olarak görülmez, koruyucu ve otoriter bir yaklaşımla yetiştirilmeye çalışılırsa ebeveynlere karşı bağımlılık geliştirebilir. Ailede anne-babanın baskıcı ve otoriter tutum sergilemeleri çocuğun benlik saygısını azaltıcı etki gösterir. Ebeveynlerin, güven sahibi, mutlu ve sosyal anlamda başarılı bir çocuk yetiştirebilmesi için çocuklarına davranışlarıyla örnek olması, güvendiğini hissettirmesi ve hoşgörülü yaklaşım sergilenmesi gerekmektedir.

İdeal anne baba davranışlarını belirlemek oldukça zor olsa da ebeveyn olarak davranışlarda denge, kararlılık ve tutarlılık sağlayabilen, aşırı katı ya da aşırı hoşgörülü olmadan uygun bir esneklik sergileyebilen, çocuğun düşüncelerine değer verip onları dinleyen, çocuğun ilgi ve yeteneklerinin farkında olarak geliştirmesine imkan tanıyan, birlikte vakit geçirmeye özen gösteren, sorumluluk duygusunu gelişmesine destek veren, sınırlarını bilmesini sağlayan ebeveyn yaklaşımları doğru yaklaşım olarak belirtilebilir.

Ebeveynler, çocuklarını içerisinde bulundukları aile ortamının, kendi yetişmiş oldukları aile ortamının ve çevre şartlarının etkisiyle yetiştirmektedirler. Bu nedenle farklı ebeveyn tutum ve davranışlarını ortaya çıkmaktadır. Çocuğun benlik saygısına sahip, doyumlu bir birey olarak yetişmesi, kendisine sağlanan imkanlara ve ebeveynlerinin yaklaşımlarına bağlıdır. Ebeveyn tutumları, çocuğun kişilik gelişiminde önem taşıdığından dolayı ebeveyn çocuk arasındaki ilişkinin kalitesi büyük önem taşımaktadır. Buradan hareketle ebeveynliği açıklayabilmek için farklı ebeveyn özelliklerini ele alalım.

1. Baskıcı ve Otoriter Tutum: Ebeveynler katı bir disiplin uygulayarak çocuğun kurallara uymasını beklemektedir. Baskı altında olan çocuğun kendine güveni düşük olur.  Çocuk kolayca başkalarının etkisinde kalabileceği gibi hassas bir yapıya da sahip olur. Aşırı baskılı ve otoriter aile ortamında, yetişen çocuk hangi davranışların hangi tepkileri alacağı ile ilgili belirsizlik içindedir. Bu yüzden çocuğun aşırı isyankar veya aşırı boyun eğici olması mümkündür.

Baskıcı ve otoriter ebeveyn tutumunda, anne ve babalar kısıtlayıcı ve cezalandırıcı davranışlarda bulunurlar. Çocuğun isteklerini dikkate almazlar. Böyle bir ortamda yetişen çocuğun, sosyal ve iletişim becerilerinin düşük olduğu, güvensizlik yaşadığı ve düşük benlik saygısına sahip olduğu görülür.

2. Gevşek Tutum: Bu tutumu sergileyen ebeveynler çocuklarına boyun eğerek onların egemenliğini kabul ederler. Çocuğun istekleri ne olursa olsun kabul edilerek yerine getirilmeye çalışılır. Bu tarz bir aile yapısı içinde büyüyen çocuk doyumsuz bir birey olabilir. Ayrıca her isteği yerine getirilmeye çalışıldığı için şımarık bir yapı geliştirebilir. Uğraşı vermeden her istediğine kavuşan çocuk sorumluluk almaktan da kaçınır. Bu tür ailelerde, çocuklar, anne ve babalarına hükmederek onlara karşı az saygı gösterirler. Bu çocuklar zaman içerisinde ev dışındaki kişilere de hükmetmenin çabasına girerler.

Gevşek tutum, ihmalkar ve aşırı hoşgörülü olmak üzere iki farklı boyutu kapsar. İhmalkar ebeveynler için kendi sosyal yaşamları çocuklarından daha önemli görülmektedir. Böyle bir ortamda yetişen çocuğun benlik kontrolü düşük, sosyal yönü zayıf olabilmektedir. Aşırı hoşgörülü ebeveynler ise çocuklarının her isteklerini yerine getirmeye çalışan, onları şımartan, kontrolsüz bir özgürlük tanıyan ve tutarsız davranan davranışlar sergilerler.

3. Dengesiz ve Kararsız Tutum: Dengesizlik ve kararsızlık ebeveynler arasındaki görüş ayrılığından dolayı olabileceği gibi ebeveynlerin gösterdikleri değişken davranış biçimlerinden de kaynaklanıyor olabilir. Bu tarz bir aile yapısı içinde büyüyen çocuk hangi koşullarda nasıl davranacağını bilemez. Ebeveynlerin davranışlarındaki tutarsızlıklar çocuğun isteklerinin onaylanması için fırsat doğurabilir. Ancak uzun süreçte ebeveynleriyle ilişkilerinde sorun yaşanmasına neden olabilir.

4. Koruyucu Tutum: Bu tutumu sergileyen ebeveynler çocuklarını gerektiğinden fazla korur ve kontrol ederler. Bu durumun sonucu olarak çocuk, başkalarına bağımlı ve güvensiz bir kişi olabilir. Aşırı koruyuculuk genellikle anne ve çocuk arasında ortaya çıkmaktadır. Bu koruyucu yaklaşım sonucunda çocuk, ayrı bir birey olmakta zorlanır, sosyal gelişimi zedelenir.

Çocuğun aşırı korunması gereğinden fazlaca kontrol ve ihtimam gösterilmesi anlamına gelmektedir. Böyle bir yaklaşımla yetişen çocukta ebeveynlere karşı bağımlılık gelişebilir. Aşırı korumacı bu ortamda çocuğun sosyal gelişimi zayıf kalır.

5. İlgisiz ve Kayıtsız Tutum: Bu tutumu sergileyen ebeveynler çocuğunu yalnız bırakma, görmezlikten gelme gibi davranışlar sergileyerek dışlar. Bu ortam anne, baba ve çocuk arasında iletişim kopukluğuna sebep olur. Bu ortamda yetişen çocuk sevgisiz ve ilgisiz kaldığı için saldırgan bir tutum geliştirebilir.

6. Güven Verici, Destekleyici, Hoşgörülü Tutum: Ebeveynlerin çocuklarına karşı hoşgörülü olmaları, destekte bulunmaları, istekleri uygun bir şekilde yerine getirmeleri için çocuklara izin vermeleri bu tutum ebeveynlik tarzını açıklamaktadır. Ebeveynlerin hoşgörülü, destekleyici olmaları çocukların kendine güvenen, yaratıcı bir birey olmasına yardımcı olur.

Yukarıda belirtilmiş olan ebeveyn davranış örüntüleri göz önünde bulundurulduğunda önemli olan hususlardan birinin de ebeveynlerin bu davranış örüntülerinin birçoğuna göre hareket edebileceğidir. Ancak çoğu ebeveyn sıklıkla baskın olan bir tutuma yönelik davranış sergiler.

Farklı ebeveyn tutumlarını genel anlamda değerlendirdiğimizde vurgulanması gereken önemli bir hususun, anne ve babaların çocuklarından beklemiş oldukları davranış şekline uygun bir davranış sergilemeleri gerekliliğidir. Sağlıklı ilişkilerin olduğu uyumlu aile ortamında yetişen çocuk, yetişkin yaşamını olumlu anlamda bu yönde sürdürebilir. Anne baba, çocuğun kişiliğinin oluşumunda önemli rolü olan özdeşim modelleridir. Dolayısıyla anne ve babanın tutumu çocuğa örnek model teşkil ederek kişiliğini etkiler. Çocuk da yetişkin olduğunda özdeşim kurmuş olduğu bu tutumları kendi yaşamında sergiler.

 


Psikolog / Aile Danışmanı