FİRMA KAYIT
Geri Bildirim
Çocuk Psikolojisi ve Ruh Sağlığı
Çocuk Psikolojisi ve Ruh Sağlığı

Çocuk Psikolojisi ve Ruh Sağlığı

1684

Ruh sağlığı, kişinin kendisi ve çevresiyle sürekli olarak uyum içinde olması olarak ifade edilebilir. Burada bahsedilen uyum, katı ve durağan olmayıp değişken ve esnektir. Yetişkinler için kullanılan bu tanım çocuklar için de geçerlidir. Ancak çocuklar gelişim aşamasında olduklarından, onlar için biraz daha değişik ölçütler kullanmak gerekir. Örneğin her istediğini elde etmek için bağırıp ağlayan bir yetişkin normal olarak değerlendirilmezken, bu durum çocuklar için olağan karşılanır. Bu sebeple çocuk davranışları yetişkin davranışlarından yola çıkarak değerlendirilemez. Çocuğun ruh sağlığını değerlendirmek için gelişim dönemlerinde çocukların sahip oldukları ruhsal durumları ayrıntılı bir biçimde bilmemiz gerekir.

Bebek Ruh Sağlığı İçin

Bir bebeğin en temel ruhsal gereksinimi sevgidir. Annenin ya da bebeğin bakım veren kişinin, bebeğe karşı ilgili ve sıcak davranması, onu okşaması, onunla konuşması, gülümsemesi bebekte mutluluk yaratır. Ancak bebeğe bu sevginin sürekli olarak gösterilmesi gerekmektedir. Ayrıca sevgiyi veren kişilerin sürekli olarak değişmesi çocukta güvensizlik yaratır.

Bebeklik Depresyonu

Bebekler annelerinden ya da birincil bakım verenlerinden ayrılmak zorunda kalmak bebekte büyük sorunlar ortaya çıkarabilir. Burada bahsedilen ayrılık illa fiziksel olmak zorunda değil; bakım verenin duygusal anlamda yoksunluğu da bebekte bu belirtilere neden olur. Böyle bir durumda bebek tedirginlik yaşar, ağlar, yeme ve uyku düzeni bozulur, gelişiminde duraklama meydana gelir, durgunlaşır ve çevresine karşı ilgisizleşir. Bu durum “bebeklik depresyonu” olarak adlandırılır. Eğer bebek annesine 3 ay içinde kavuşursa eski canlılığını kazanabilmektedir; ancak 6 aydan uzun süren ayrılıklarda bebeğin toparlanması daha zor olmaktadır.

2 Yaş Sendromu Dönemi

Özerklik dönemi olarak adlandırılan 12-36 aylar arasında çocuğun tuvalet eğitimi aldığı dönemdir. Konuşmaya ve yürümeye başlayan çocuk, anneye eskisi kadar bağımlı değildir. Ancak her ne kadar başına buyruk hareket etmeye çalışsa da bağımlı kalma eğilimini korur. Çocuklar bu dönemde hareketli, inatçı, karıştırıcıdırlar. Anne ve baba bu durumlar karşısında soğukkanlılığını korumalıdır. Bunların 3 -5 yaş arasında ortadan kalkacağını bilerek çocuğa yaklaşmak gerekmektedir. Ayrıca çocukla gereksiz yere çatışmaya girmek yerine, bu dönemde dikkatini başka bir şeye kolaylıkla çekiliyor olması durumundan yararlanılabilir. Bu dönemde çocuğa sürekli “otur, dur, elleme” diyerek onları engellemek de sakıncalıdır. Bunun yerine kendisine zara verebileceği nesneleri ortadan kaldırdıktan sonra çevresini keşfetmesi için ona fırsat sunulabilir. Çocuğun bir şeyleri tek başına yapma isteği desteklenmeli, tuvalet eğitimi sırasında da çocuğa karşı katı davranılmamalı, sabırsız olunmamalıdır.

Oyun Dönemi

3 – 6 yaş çocuklar için oyun dönemidir. Bu dönemde çocuk büyük bir öğrenme açlığı içindedir ve sürekli “neden?” , “niçin?” şeklinde sorular sorar. Çocuk için oyun, gördüklerini denediği, kaygılarını, korkularını ifade edebildiği yeni bir dünyadır. Çocuğun kişiliğinin gelişmesi için oyun, sevgiden sonra gelen en önemli etkendir.

Toplumsallaşma Dönemi

Bu dönemden sonra çocuğun aileden çıkıp topluma daha fazla karıştığı okul dönemi başlar. Bu dönemde cinsel kimlik belirlenmiştir. Kendi cinsiyetinden olan ebeveynle özdeşim sonucu cinsiyet rolleri edinilmiştir. Çocuklar bu dönemde kendi cinsiyetinden olan arkadaşlarıyla daha  fazla vakit geçirmeyi tercih ederler. Bir önceki dönemde olduğu gibi bu dönemde   anne babaya çok soru sormazlar ve cinsel konulardan bahsetmezler. (Yörükoğlu, 1989).


Psikolog