Geri Bildirim
Yas
Yas

Yas

226

Yas kelime anlamı olarak sevilen birinin ölümünden ya da yurdun, ulusun uğradığı bir felaketten duyulan derin acı, bu acıyı gösteren davranış olarak tanımlanırken psikoloji literatüründe bu kadar kısıtlı değildir. Bazen bir kişinin olayın ardından tutulduğu gibi sevilen bir eşya, kıyafet, oyuncak kaybının, ilişkinin yarım bırakılmasının-bitmesinin ardından da tutulduğu gözlemlenmiştir. Ne açıdan bakılırsa bakılsın belli bir aşamadan ve belli bir süre devam eden yas sürecinde kişiye göre farklılıklar oluşabilmektedir. Yası aşamalı bir süreç olarak gören modellere göre yasın evreleri vardır ve bu evreler yasın yaşanışına dair bir çerçeve sunar. Yas yaşayan kişinin kişilik özelliklerine ve baş etme yöntemlerine göre doğal yapısından çıkarak duygusal zorlamalara yol açabilecek bir süreç haline gelebilmektedir. Farklı bağlamlarda, farklı şekillerde yaşanan yas süreçleri, yasa dair verilen tepkilerle evrenselleştirilmeye çalışılsa da her yas süreci birbirinden farklıdır ve yası anlamak için, yasın yaşandığı bağlamı ve bu bağlamı oluşturan bireylerin koşullarını anlamaya ihtiyaç vardır.

Yas yaşayan bireyler çeşitli tepkiler verirler. Bu tepkileri duygusal, fiziksel, bilişsel ve davranışsal tepkilerdir. Yasın tipi, yoğunluğu ve zamanı, “kayıp yaşanan kişinin kimliği, ölen kişinin doğası, ölüm biçimi, geçmiş kayıpların varlığı, kişisel özellikler, sosyal destek, yas sürecinde oluşan sorunlara” göre şekillenmektedir.

Yas sürecine çeşitli yaklaşımlar vardır. Kubler-Ross ve Kessler geliştirdiği modele göre yas süreci; “inkâr, öfke, pazarlık ve depresyon ve kabul etme” beş aşamada gerçekleştirilmektedir. Bowbly ve Parkers ise yas sürecini; “uyuşma ve inançsızlık, özlem ve arayış, de-organize olma ve umutsuzluk ve yeniden organize olmak üzere dört evreyle açıklamaktadır. . Worden tarafından geliştirilen görev modeli olarak adlandırılan modele göre, bireyler kaybı kabul etme, yasın yarattığı acıyla baş etme, kaybedilensiz bir yaşama uyum sağlama ve kaybedeni kendi dünyalarında yeniden konumlandırarak yaşama devam ederler. Bir başka yaklaşım geleneksel modellerle çağdaş modelleri bütünleştirme girişimi de olarak adlandırılabilecek ikili süreç modelidir. Bu ikili süreç kayıp ve onarıma yönelik süreçler ve düzenleyici bir salınımla (bazen yasla başa çıkma, bazen kaçınma gibi).

Yas Türleri

Normal Yas Ölüm sonrasında kalan kişinin yeniden yaşama dönmesi gerçeği esnasında vefat eden kişiye yönelik kaybını ve hayatla ilgili değişen algısını yeniden yapılandırma esnasındaki yaşanabilecek doğal ve normal tepkilerdir.

Beklenen Yas Sevdiğin birinin ölüm sürecinde olduğunu bilip bekliyor olmak.

Karmaşık/ Patolojik/ Uzamış Yas Kişinin bir yakınını ani, beklenmedik ve vahşet içeren şekilde ölümü sonrasında ölen kişiyle ilgili kalıcı, kronikleşen yas tutma ve uğraş (arama, özleme, hasret çekme) içinde olması. Vedalaşamamış olmak, kayıp öncesi yas tepkileri, ölüme hazırlanmamış olmak, suçluluk hissi karmaşık yas gelişimi için öncüdür.

Travmatik Yas Ölen kimse için devam eden hasret, üzüntü ve özlem ile yasın tekrarlayıcı bir şekilde acı vermesi, zihinde hatırlanması, sürekli zihnin ölen kişiyle meşgul olması ve bundan kaçınma arasında gidip gelen bir durumdur.

Sosyal Onaysız Yas/ Haklarında n Mahrum Olunmuş Yas Toplumsal/sosyal kurallara uyulmama sonucu sosyal onaylı olmayan yas (hastalığı yaymak ya da enfekte olmuş olmak). Böylece normal süreçteki sosyal destek ve cenaze töreni ve hizmetlerinden yararlanamıyor, devlet ve sosyal haklarından mahrum olunuyor, sosyal ortamlardan konuşulamayan kayıplar, toplumun ayıpladığı davranış sonucunda kayıplar, toplumun stigmalarının olduğu kayıplar.

Yas danışmanlığında amaç, sevilen kişinin kaybıyla ortaya çıkan duygu, düşünce ve anıları, danışanın kişiliği, değerleri ve yaşam hedeflerine uyumlu şekilde çözümleyerek iyi hissetmesine yardımcı olmaktır. Etkinliği kanıtlanmış birçok farklı yas danışmanlık programları bulunmaktadır.

“Kulağa paradoksal geliyor ama genellikle bize doyum veren ilişkiler kurduğumuz kişilerin yasını tutmak, aramızda yarım kalan çok fazla mesele olanların yasını tutmaktan daha kolaydır.“

Irvin D. Yalom


Psikolog