Geri Bildirim
Anne Baba Olma Çabası
Anne Baba Olma Çabası

Anne Baba Olma Çabası

85

Öncesi ve sonrasıyla ele aldığımızda uzun bir yolculuktur aslında anne-baba olmak. Emek ister, fedakarlık ister. Endişe, kaygı ve korkular sevinç, huzur ve umutla kovalamaca oynar. Bir duygudan diğerine geçer dururuz. 

Tüm bu gerçeklere rağmen neden çıkmak isteriz bu yolculuğa? 

Bu soruya farklı bakış açılarından cevaplar vermek mümkün elbet. Çocuk, bazen eşlerin birbirine verdiği en güzel hediye olarak görülürken, bazen evliliğin kurtarıcısı, bazen de soyun devamı olarak görülür. Arzulanan bir şey olmakla birlikte kimi zaman görev gibidir çocuk. Birkaç ay içinde gelmezse geniş ailede endişe ve kaygı oluşur.

Olmak ve Sahip Olmak 

Çocuk gündeme geldiğinde, bir sahip olunan bir de sahip olmak isteyenler/olanlar vardır. Kavramsal olarak ele aldığımızda “olmak” ve “sahip olmak” üzerine konuşmak yerinde olacaktır. Anne-baba-çocuk üçlüsünde çocuk; sahip olunmak istenen nesne/şeydir. Bu sahip olma isteğinin altında mülkiyetçi bir arzu da yatar ki kimileri için ne kadar çok olduğu önemlidir. 

Buradan hareketle, farklı bir bakış açısıyla, çocuk sahibi olmak yerine “anne-baba olmak” üzerinden devam etmek daha doğru olacaktır. Zira bu noktada çocuk olabilmek de mümkündür.

Anne-baba olmak

Bir çocuğun doğumu beraberinde pek çok kavramı da doğurur. Kadın ve erkek anne-babaya evrilir. Süreç kadın ve erkeğin, anne-baba olmayı, bir aile olmayı düşlemesiyle zihinde başlar. Gebelikle ve ardından doğumla devam eder. Kadın ve erkek kendi ailelerinin bir bireyi iken kendi çekirdek ailelerini kurma yolunda ilerler.

Anne-baba olmak isteği

Yukarıda genel olarak değinsek de bu soruyu anlama ve cevaplama açısından Eflatun’ un Şölen adlı yapıtı önemlidir.

Eflatun bu yapıtında, aşkın ve dolayısıyla cinsel ilişkinin doğasını anlamaya çalışır ve Androjin söylencesinden bahseder. Söylenceye göre, hem kadın hem erkek olan ancak tanrıların gazabına uğrayarak kadın ve erkek olarak ikiye bölünen Androjinler, yeniden bir olmanın yolunu ararlar. Bir araya gelmek, birleşmek, birbirinin içinde kaybolma arzuları iki olmaya katlanamamanın göstergesidir. Ancak arzu edildiği gibi: “Bir artı bir eşittir bir” olmaz, üç olur. İkiden bire dönüşme çabası hemen olmasa da 9 ay 10 gün sonra üç olmakla sonuçlanır. 

Bir çocuğun dünyaya gelişini sağlayan eylemde böylesi gizli bir arzunun olduğu düşünülebilir. Kadın ve erkeğin hayali gerçekleşmese de bu çabanın bir ürünü çıkar ortaya. Çocuğun bedeni ikisinin bedeninin birleşmiş hali olmakla birlikte kadın ve erkeğin hayallerini, arzularını sürdürmenin ve doyurmanın olanağını da sunar.

Tüm yaşanmış ve yaşanmamış çocuklukların üzerine yansıtıldığı bir perde gibidir çocuk. “Ben olamadım, o olsun.” Benim olmadı, onun olsun.” idealizasyonlarını gerçekleştirmekle kendi olabilmek ihtiyacı arasında sıkışıp kalır. 

Anne-baba olma yolunda kendi anne-babalarımızla ilişkimiz

Anne-baba olma yolculuğunda ele alınması gereken önemli bir konuda kadın ve erkeğin kendi anne-babalarıyla çocukluk dönemindeki ilişkileridir. Bu ilişki içinde kendini nasıl hissettiği (değerli, güçlü, yeterli vb.), hemcinsi olan ebeveyniyle özdeşimi ve rekabetini nasıl çözümlediği önemlidir. Zihinde oluşmuş-oluşturulmuş anne-baba tasarımları anne-baba olma düşlemlerini kurmaya başladığımız anda aktif olurlar. Nasıl bir anne-baba olacağımız düşlemi beraberinde yetersizlik, başarısızlık korkularını getirebilir. Çocukluk döneminde  ebeveynleriyle sağlıklı ilişkiler kurabilmiş biri bu sürece daha umutla ve kendinden emin bakabilirken, tersini yaşamış birinde korku ve kaygılar daha baskın olucaktır. Herhangi bir organik bozukluğa bağlı olmaksızın gerçekleşmeyen gebeliklerin büyük çoğunlu bu türden psikolojik nedenlere bağlı olabilmektedir.

Anne-baba olma yolunda bizi bekleyen zorluklara hazırlıklı olabilmek, öncelikle kendimizi ve eşimizi iyi tanıyabilmek, bir çocuk dünyaya getirme noktasında gerçek ve psikolojik ihtiyaçlarımızın farkında olabilmek, çocuğumuzun ihtiyaçlarımızı karşılayacak bir araç, ruhumuzu iyileştirecek bir doktor, onda kendimizi yeniden gerçekleştireceğimiz bir vücut olmadığını kabul edebilmekle mümkündür. Ancak bu şekilde anne-baba olma çabamız anlamlı hale gelebilir.

Bu bağlamda bir çocuğa sahip olmak isteği kaygıya ve fiziksel sebepler olmaksızın gebeliğin gerçekleşmemesine sebep olabilirken anne-baba olmayı istemek, kendi aile içi ilişkilerinin gelişime etkisini anlamak gibi sorumlulukları almak sizi tamamlayacak, yeni aile üyesini bekleme sürecinizden karşılama ve büyütme yolculuğunuza kadar her aşamada anne-baba olmanın keyfini yaşatacaktır.

Kaynakça: 

  • FROM, E., Sahip Olmak ya da Olmak, Say Yayınları, İstanbul, 2016.
  • TUNABOYLU, T., İmkansız Annelik, Psikanaliz Yazıları/Psikanaliz ve Kadınlık, 2001.
  • PARMAN, T., Merhaba Bebek, Merhaba Aile-Bireyin Doğumu ve Adlandırma, Psikanaliz Yazıları/Psikanaliz ve Aile, 2007.


Psikolog