Geri Bildirim
Bebeklik ve Erken Çocuklukta Kişilik Gelişimi
Bebeklik ve Erken Çocuklukta Kişilik Gelişimi

Bebeklik ve Erken Çocuklukta Kişilik Gelişimi

69

KİŞİLİK GELİŞİMİ

Kişilik nedir? Kişiliği nasıl tanımlarız? Çocuklar kişilik özelliklerini nasıl kazanırlar? Çocuklarda kişiliğin oluşmasını etkileyen faktörler nelerdir? Çocukların bireysel farklılıkları göz önünde bulundurulduğunda bu sorular üzerinde kesin ve genel bir yargıya varmak imkansız görünmektedir. Gelişim üzerindeki bazı kavramlar ayrı ayrı incelenmeye uygun olmakla birlikte, kişilik gelişimi üzerinde çalışan bilim adamları birçok faktörü göz önünde bulundurarak çalışmalarını sürdürmekte, gelişim süreçlerinin kişiliği şekillendirmedeki rolleri ve karşılıklı etkileşimleri üzerinde durmaktadır.

Kişilik; bir insanın ilgi duyduğu alanlarını, becerilerini, sesi ve konuşma tarzını, davranışlarını, dış görünüşünü ve çevresine karşı uyum biçimini kapsar. Kişiyi başka insanlardan ayıran, onu özel yapan tüm bu özellikleri içerir. Kişilik; hem doğuştan gelen biyolojik özelliklerin, hem de çevrenin bir ürünü olarak tanımlanabilir.

Geçmişten günümüze insanların kişilik algılarının ve kişiliğe atfettikleri değerlerinin zamanla değiştiği görülmektedir. Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan insan topluluklarının kişilik gelişimine bakış açısı farklılaşmaktadır. Dolayısıyla gelişim bilimcilerin de konu ile ilgili yaptıkları çalışmaların farklılaştığı görülmektedir. Araştırmalar incelendiğinde bazı gelişim bilimciler kişilik gelişimini doğuştan getirilen kalıtsal özelliklerle, bazıları çevresel faktörlerle, bazıları ise hem kalıtsal hem de çevresel faktörleri göz önünde bulundurarak açıklamışlardır. Kişiliğin, bireyin doğuştan getirdiği özelliklerin çevrenin etkisiyle şekillendiği, yaşa göre değişen ve gelişen bir süreç olduğu söylenebilir. Bu süreçte bireyin kazandığı özelliklerin tümü (zihinsel, duygusal, sosyal, fiziksel) onu diğer insanlardan farklı kılarak kişiliğinin oluşmasını sağlamaktadır.

Bebeklik ve Erken Çocukluk Yıllarında Kişilik Gelişimi

Bir bebek doğduğunda fiziksel ve psikolojik olarak süreç yaşamaya başlar. Fiziksel doğum zaman içerisinde daha kısa bir sürede yayılırken, psikolojik doğum ise yaşam boyu devam eder. Çocuğun kişilik gelişimi doğumla birlikte başlar ve 6 yaşlarına geldiğinde büyük oranda tamamlanır. Bir bebekte kişilik gelişmesi; cinsiyeti kız ya da erkek olsun, 0-3 yaş arası anneden psikolojik doğumunu sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmesi ile olur.

Anne babalar, bebeklerinin hayatın ilk günlerinde bile kendilerine özgü kişilik özellikleri sergilediklerini söylemektedirler. Bir anne erkek bebeği için “sürekli gülümsüyor ve gığıldıyor, çok uslu bir bebek, her zamanda öyleydi”, bir baba kız bebeği için “ilk çocuktan çok farklı, doğduğu gün itibariyle hassas biri olacağı belliydi” diyebilmektedir. Bebekler güler yüzlü, neşeli, aktif, enerjik, sakin, dikkatli, ısrarcı gibi bazı özelliklere sahip olabilmektedir. Bebeklerdeki bu tarz özellikler ebeveynler için kafa karıştırıcı olabilmektedir. Fakat bebeğin gelişimi boyunca gözlenebilen temel özellikleri onların kişiliği hakkında çevresindeki insanlara fikir vermektedir. Bebeğin bu özellikleri ilerleyen yıllarda onun toplumsal ilişkilerini ve duygusal gelişimlerini etkilemektedir. Gelişim bilimciler bu tarz özellikleri mizaç olarak tanımlamaktadır. Mizaç bebeğin davranış biçimlerinde, duygularında ve karakteristik tepki biçimlerindeki bireysel farklılıkları içermektedir. Çocuğun mizacını doğuştan getirdiği özellikler ve büyüdüğü çevre etkilemektedir.

Chess ve Thomas bebeklerde mizaç hakkında araştırma yapan ilk gelişim bilimcilerdir. Bu araştırmacılara göre bebekler doğdukları andan itibaren üç kişilik tipinden birine sahiptirler. Chess ve Thomas bebeklerdeki üç mizaç tipini şu şekilde tanımlamaktadır:

Kolay çocuk: Bu bebekler pozitif duygulara sahiptiler, yeni deneyimlere kolayca uyum sağlar, bebeklikten itibaren hızlı ve düzenli alışkanlıklar edinirler.

Zor çocuk: Değişime dirençli, sıklıkla ağlayan, olumsuz tepkiler veren, düzenli alışkanlıklar edinemeyen çocuklardır.

Yavaş ısınan çocuk: Bu çocuklar olumlu ve olumsuz duygularını genelde açıkça ifade etmezler. Yabancılara karşı temkinlidirler ve anne-babadan ayrılma konusunda isteksizdirler.

Araştırmacılar üç mizaç tipinin de çocukluk yılları boyunca değişmez olduğunu, ergenlik yıllarında da genel olarak benzer özelliklerin sergilenmeye devam edildiğini bulmuşlardır. Ayrıca araştırmalar küçük çocukların, psikolojik olarak kendilerini ve başkalarını anlama konusunda düşünülenden daha fazla farkında olduklarını kanıtlamıştır. Doğumdan itibaren bebekler fiziksel özelliklerinin bilinçli olarak farkındadırlar.

Karakter Nedir? Çocuklar kendilerine has kişilik özellikleriyle dünyaya gelirler. Her çocuk farklı özellikler taşır. Aynı ailede büyüyen kardeşler arasında bile kişilik özellikleri açısından çok büyük farklar olabilmektedir. Hatta tek yumurta ikizi olan kardeşler bile birbirlerinden farklı özellikler göstermektedirler.Sözlük anlamı olarak da kuramsal anlam olarak da aslında aynı şeyleri anlatan karakter; Bireylerin diğer bireylerle arasındaki bütün farklılıkların bütünüdür diyebiliriz. Kişiyi diğerlerinden ayıran ne varsa, karakterinin özellikleridir. Çabuk kızması ya da sakin olması, güler yüzlülüğü ya da melankolik yapısı, içe dönük ya da dışa dönük olması gibi her türlü özellik karakter başlığı altında toplanabilir. Karakter aslında kişilik, mizaç ve huy kelimeleriyle eş anlamlı olarak da kullanılır ve hepsi aynı anlamı ifade eder. Kişiyi diğerlerinden ayıran bütün özelliklerin toplamı…

Karakter Oluşumu: Karakterin bir kişilik yapısı olduğunu biliyoruz ve bu yapı genel hatlarıyla daha doğmadan belirlenmiş haldedir. Sahip olduğumuz pek çok özellik gibi kişilik özelliklerimiz de genlerimiz yoluyla belirlenir. Bunun üzerine ilk çocukluk aşamalarında başka bazı özellikler eklenir ve bireyin karakterinin önemli bir bölümü erken çocukluk dönemi olan 6-7 yaşları civarında tamamlanmış olur. Son yıllarda özellikle eğitim anlamında çok kullanılan ‘7 çok geç ‘ sloganı bu açıdan çok önemlidir ve çok doğru bir anlamda kullanılmaktadır. Gerçekten de bireyin hem kişilik hem de bilişsel özelliklerinin % 80 ‘i 7 yaşından önce tamamlanmış olmaktadır. Dolayısıyla bir çocuğa kazandırılacak ne varsa erken çocukluk olarak tanımlanan 0-6 yaşlar arasında değerlendirilmelidir.

Kişilik gelişiminde dönemsel özelliklerin yeri

0-1 yaş döneminde çocuk, ihtiyaçları doğrultusunda, anneye veya bakımını üstlenen kişiye bağımlı olsa da, 2 yaşına yaklaştığı dönemden, 3 yaş sonuna kadar geçen sürede kişilik oluşumunun ilk adımlarını atar. Kendi istediğinin olması doğrultusunda ısrar ederek, her şeyi yardım almaksızın, bağımsız olarak yapmak isteyerek, etrafındaki diğer bireylerin durumlarını ve varlıklarını göz ardı ederek, benmerkezci bir biçimde hayata dair doneler toplayamaya başlar. Bu dönemde ebeveynlere düşen rol, çocuğun gelişme, büyüme ve var olma çabalarına ket vurmadan, ancak, belirli kurallar ve sınırlar dâhilinde, onu desteklemektir. Tamamen serbest bırakmak, kural koymamak, sınır sunmamak, çocuğun özgüvenine şartsız destek vermek yerine, gerçek dünyaya dair topladığı tecrübelerin yerini bulmamasına neden olacaktır. Bu nedenle makul kural ve sınırlar dâhilinde, çocuğun güvenliğini gözeterek yeni tecrübeler kazanmasını, neden-sonuç ilişkisini davranış sonucu yaşayarak öğrenmesini desteklemek, kişilik gelişimine katkıda bulunacaktır.

4-6 yaş arasında ise, çocuğun ben-merkezci tavırlarında azalma görülmesiyle, kişilik gelişimi, tecrübelerle beslenmeye daha açık hale gelir. Çevreden gördükleri, ailesinden öğrendikleri, değerler, kurallar, düzenlemeler, anne-babanın hayata bakış açısı, bu dönemde gerçek anlamıyla "kaydedilir". Kayıt ettiği birçok şey de ileriki yaşlarda referans alacağı noktalar olarak saklanır. Kardeşlerin aynı yetiştirme tutumları ile aynı şartlar içinde yetişmelerine rağmen farklılıklarını ortaya koydukları dönem, bu yaşlara rastlar. Dolayısıyla, kişiliğe ait özellikler de bu dönemden sonra daha da belirginlik kazanır.

Okul çocukluğu dönemi (7-11) çevreden gelen farklı tecrübeler eşliğinde değişikliklere açık olan bir dönemdir. Bazen tikler, takıntılı davranışların dahi taklit yoluyla çocuktan çocuğa geçtiğine rastlanabilir. Bu dönemde görülen kolay etkilenme zaman zaman ebeveynleri endişelendirse de gözlem yaparak durumun seyrini takip etmek ve çocuğun ihtiyacını anlamaya çalışmak yararlı olacaktır. Bu dönemde çocuğun hayatında önemli bir yeri olan figür de öğretmendir. Bu nedenle öğretmenle kurulan ilişki, öğretmenin yaklaşımı da çocukların ailesinden sonra tanıdığı bu değişik otorite figürünün etkisini önemli kılmaktadır.

Kişilik gelişiminde hangi etmenler göze çarpar?

Sağlıklı bir kişilik gelişiminin temelini özgüven oluşturur. Kendi istek ve ihtiyaçlarının farkında olmak, bunları dile getirmek, duygularını ifade etmek, insan ilişkilerinde kendi benliğinin farkında olmak, sağlıklı özgüvenin kişilik gelişimi içinde işaret ettiği özelliklerdir. Sağlıklı dozda gelişen özgüven, kişilik gelişiminin eşiklerinden biridir.

Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları, psikolojik durumları, hayata ve olaylara bakış açısı da kişilik gelişimini etkileyen diğer bir faktördür. İyimserlik, karamsarlık, yardımseverlik, konuşkanlık, ya da içedönüklük, hırçınlık gibi karakter özellikleri ile anne babanın değer yargıları, kuralları ev içi düzenlemeleri, eşlerin birbirleriyle olan iletişimi de çocuğun kişiliğini etkiler. Çünkü kişiliğin çevre etkenleriyle şekillenen bir kısmı, yapısında, hayata tutunmayı, şartlar içinde var olmayı ve uyumu gerektirir.

Aile içi şiddet, cinsel taciz, alkol, ilaç kullanımı, tutarsız, dengesiz ev içi sistem, ağır ruh sağlığı sorunları, çok uzun süren hastalık durumları ile doğal afet, kriz ve travmalar da kişilik oluşumunu etkileyen diğer etmenler içindedir. Bu etmenlerin varlığı, kişilik yapısını doğrudan etkileyebildiği gibi, kişinin baş etme becerilerine bağlı olarak dönemsel etkilerle de ortaya çıkabilir.

Karakter Oluşumunda Etkenler : Genlerimiz yoluyla belirlenmiş olan karakterlerimiz en geç 6-7 yaşına kadar büyük bir oranda şekillendikten sonra geri kalan ne varsa ailemiz ve çevremizden gördüklerimizle, öğrendiklerimizle oluşuyor.Özellikle okul öncesi dönemde en etkili faktör önce aile, sonra okul olarak öne çıkıyor. Bu dönemler çocuklarda taklit eğiliminin dikkat çektiği dönemlerdir. Çocuk ilerde kendisiyle özdeşleştireceği pek çok davranış biçimini bu yaşlarda, başkalarını taklit ederek öğreniyor. Çocuk kendi davranışlarını ve bu davranışlara karşılık gelen tepkileri değerlendirerek, kişilik oluşumunda önemli adımlar atmaya başlıyor. Toplum içinde kim olduğunu, ondan kim olmasının beklendiğini, hangi davranışlarının kabul görüp hangilerinin reddedildiğini belirlemeye çalışıyor. Bu aşamalar sırasında kendi toplumsal kabul değerleri ve beğenileri oluşuyor. Bütün bu aşamalar aslında zincirleme olarak birbirini hem etkiliyor hem de tetikliyor. Bir davranış bir diğerini getiriyor. Burada ailenin ve çocuğun içinde yaşadığı toplumun etkisi çok büyük. Çocuğun kişiliğinde doğrudan önemli bir pay sahibi oluyorlar. Dolayısıyla sağlam karakterli bir çocuk istiyorsak sağlam temelleri olan toplumlar ve aileler olmamız gerekir.

Karakter Oluşumunda Ailenin Önemi : Çocuğun her türlü gelişimde en temel faktör ailedir. Özellikle aileleri gözlemlediğimizde tipik bazı ortak tutumlar görüyoruz:• Aşırı Koruyucu Aile Tipi: Anne babanın aşırı koruyucu ve kollayıcı olduğu bir aile içinde başkalarına bağımlı ve kendine güvensiz çocuklar yetişmektedir.• Aşırı Hoşgörü ve Aşırı Özen Gösterme: Her tür doğru ya da yanlış davranışında kayıtsız şartsız hoş görüyle cevap alan bir çocuk bencil olacak ve herkesin her ortamda dikkatini çekmeye, bütün ilgiyi üzerinde toplamaya çalışacaktır.• Reddetme: Bazen bir çocuk ailesi tarafından bir takım sebeplerle reddedilir. Fiziksel ve psikolojik olarak ihtiyaçları ya karşılanmaz ve görmezden gelinir ya da düşmanca davranışlarla karşılaşır. Gelecekte kendisi de her şeye ve herkese karşı düşmanca davranacak çocuklar bu tip ailelerde yetişmektedir.• Baskı Altına Alma: Çocuğun her yaptığı, her söylediği sürekli eleştirilerek çocuk uyarılır ve dışlanır. Böyle bir ailenin çocuğu isyankar bir yapıda ve aşağılık kompleksine sahip olarak yetişecektir.• Çocuğun Her Dediğini Kabul Etme: Çocuğun mutlak egemenliğinin olduğu böyle bir aile yapısında yetişen çocuklar zamanla çevrelerindeki diğer insanlar üzerinde de üstünlük kurmaya çalışırlar.• Çocuklar Arasında Kıyas Ya da Ayrım Yapma: Maalesef bazı aileler çocuklar arasında tercih yapmakta ya da birbirleriyle kıyaslamaktadırlar. Bu tip bir davranış çocukta yetersizlik ve aşağılık duygularına yol açmaktadır.• Hoşgörü ve Kabul Etme: Her şeyde olduğu gibi burada da abartıya kaçmayan bir hoş görü ve çocuğu kabul etme, onu bütün özellikleriyle kabul etmek anlamına gelir. Yanlışlar elbette yine olabilir ama ailenin tutarlı ve anlayışlı tavırlar içinde olması doğru yönü belirlemede çok önemlidir. Kendine güvenen, yapıcı, olumlu, sosyal ilişkileri sorunsuz çocuklar bu tip ailelerde yetişirler.Bu açılardan bakıldığında çocukların karakterlerinin oluşumunda temel belirleyicinin aile olduğu daha ney olarak görülmektedir.

Karakter Oluşumunda Okulun Önemi : Okul aileden sonra en önemli eğitim yuvasıdır ve bir çocuk için sosyal çevreye açılan ilk kapıdır. Dolayısıyla da çocuğun kişiliğini biçimlendiren önemli bir sosyal kurumdur. Burada da çocuk işbirliğini, kuralları ve kurallara uymayı, paylaşmayı, üretmeyi, hem bir birey olmayı, hem de bir birey olarak topluma ait olmayı öğrenerek, bütün bunları kişiliğinde harmanlama becerisi geliştirecek ve kendi olmaya çalışacaktır.Günümüzde eğitimin en önemli amacı, bireyi yetişkin rollerine hazırlamak ve kendisini yönetebilme becerilerini geliştirmesine yardımcı olmaktır. Bu da ancak çocuğa bağımsız düşünme becerisini kazandırmaktan geçer.Okul dönemi çocuklar açısından aynı zamanda bir gruplaşma çağıdır. Çocuk bir takım gruplara katılarak hem onların davranışlarını ve düşüncelerini benimser ya da reddeder, hem de kendi düşünce ve davranışlarını onların kabulüne sunar. Toplumsal onay almaya çalışır. Burada kabul gören her davranış çocuğun kişilik özelliği olarak ve davranışları olarak netleşecektir. Okul dönemleri çocuk için arkadaşlık, paylaşmak, kimlik arayışları gibi pek çok farklı alanda olgunlaşmasını da sağlayan bir eğitim kurumu olduğundan önemli bir etkiye sahiptir.

Olumsuz Karakter Özellikleri : Karakter aslında kişiliğimiz demektir ve insan kişiliği sadece iyi yönlerden oluşmaz. İnsan türünün ilk evrimleşmesinden bu yana genlerimize bile kodlanmış saldırganlık gibi bir dürtümüz de var. Bu her canlı türünde var olan bir hayatta kalma ve yaşama tutunma içgüdüsünden kaynaklanır. Bu yönüyle doğaldır. Ancak uygarlıkla beraber artık bu saldırganlık dürtümüzü törpülemeyi de öğrendik. Bazı özelliklerimizi öne çıkarıp bazı özelliklerimiz bastırmak zaman içinde başarabildiğimiz bir eylem.Bazen öncelikle aileden gelen genlerin etkisiyle ya da sonradan oluşabilen başka bazı faktörler sebebiyle bir çocuğun karakter özellikleri çok olumlu olmayabilir. Örneğin içe dönük ya da dışa dönük saldırgan özelliklere sahip olabilir. Kimi çocuk çok konuşkan, kimisi konuşmayı sevmeyen yapıda olabilir.Yetiştiği aile ortamının da etkisiyle kendine güven sorunu yaşayan bir çocukla karşılaşmak da mümkün, ya da gözü kapalı her tür tehlikeye davetiye çıkaran bir kişilik özelliği ile karşılaşmak da. Bunlar eğer doğuştan getirdiğimiz genetik özelliklerin de etkisiyle huy dediğimiz bir biçimde yerleşmişse değiştirmek mümkün değildir. Zaten karakter dediğimiz şey kişinin ta kendisidir.Olabilecek olumsuz yönlerimizi toplumsal yaşamda bizi ve çevremizi rahatsız etmeyecek hale getirmek, sivri noktaları törpülemek mümkündür. Eğer bir çocuk hem kendisine hem de çevresine zararlı davranışlar sergiliyorsa, bunlar kişiliğiyle özdeşleşmişse, o zaman ciddi olarak uyum ve davranış bozuklukları var demektir ve durum ayrı bir konu olarak incelenmelidir. O zaman büyük bir olasılıkla bir uzman desteğine ihtiyaç vardır ve gerekli önlemler ancak bu şekilde alınabilir. Ancak anne baba olarak bizden farklı düşünüyor diye, ya da farklı yapıda özellikler sergiliyor diye çocuğumuzu değiştirmeye çalışmak hiçbir işe yaramayacağı gibi, çocuğumuzun bizden daha fazla uzaklaşmasına yol açabilir.

Öneriler : Çocuğun karakter oluşunda ilk ve en temel kurum olarak aile çok önemli bir etkiye sahip. Bu konuda İngiltere’de bir araştırma yapılmış ve ortaya çok ilginç sonuçlar çıkmış: Yaklaşık olarak 3 ay süren bir anket çalışması sonucunda 800 aileyle görüşülerek 1100 çocuk gözlemlenmiş. Bütün bu araştırmanın ortaya koyduğu sonuca göre 6 yaş ve altı çocuklarda karakter oluşumunda en önemli olanın sevgi, ilgi ve birlikte oyun oynamak, paylaşımlarda bulunmak olduğu görülmüş. Üstelik kaş çatmanın, sert bakışın ve kötü sözün çocukların karakterlerinde ve zekalarında inanılmaz olumsuz etkilere yol açtığı da anlaşılmış. Önerilen şey şu ki, çocukla iletişim kurulurken gülerek sağlanan göz teması çok önem taşıyor.Gözlemlemeler sonucunda anne ve babası düzgün konuşan, sevgiyle büyüyen çocukların ruhsal ve fiziksel gelişimlerinin de sağlıklı olduğu görülüyor. Özgüvenli ve derslerinde başarılı çocuklar oluyorlar. Aynı şekilde çocukla olan tensel temasın, onu kucaklamanın ve öpmenin çok olumlu etkileri var. Yine başka bazı araştırmalara göre, anne ve babasından eşit düzeyde ilgi ve sevgi gören çocukların daha sağlıklı ve olumlu karakter yapılarına sahip oldukları anlaşılmış. Örneğin 6 yaş ve öncesinde fiziksel şiddete uğrayan ve korkuyla büyüyen çocukların gençlik yıllarından itibaren topluma uyum sorunları yaşadıkları görülmüş.Bütün bunlar aslında çocuğun karakterinde çok önemli izler bırakıyor ve bu izlerin ne kadar erken yaşta konulduğu da buradan anlaşılıyor.Görülen o ki sadece ve tek başına sevgi bile pek çok olumsuzluğun önüne geçebilecek güçte. Karşılıksız, kayıtsız şartsız sevmek ve sevgimizi herhangi bir koşula bağlamamak çok önemli. Biz nasılsak ve çocuğumuza nasıl davranıyorsak o şekilde ve o yapıda çocuklarımız olur. Bu da önce kendimize ve davranışlarımıza dikkat edeceğiz demektir.

Anne babalara düşen görevler

  • Çocuğunuzun gelişim özelliklerini ve dönemlere ait değişimleri takip edin. Hangi yaşlarda hangi özellikleri sergileyeceği hakkında fikir sahibi olmak, hem sizi şaşırtmayacak hem de uygun anlarda uygun yaklaşımlarda bulunmanızı sağlayacaktır. Böylece, hangi kişilik özelliklerinin kalıcı hangilerinin dönemsel olduğunu daha rahat ayırt edebilirsiniz.
  • Özgüveni destekleyici yaklaşımlarınız, çocuğunuzun kendi başına bir şeyler yapabilme becerilerini, sorun çözme yetilerini güçlendiren örnekleri içermelidir. Problemleri, çıkan sorunları onun için çözmek yerine, kendisinin çözüm yolu bulmasını desteklemek, takıldığı anlarda alternatif sunmak yararlı olacaktır. Bu noktada önemli olan, şartsız bir biçimde onun yanında olduğunuz mesajını vererek, bireysel gelişimini desteklemektir.
  • Odasının düzeni, ilgi alanları, yetenekleri, hobileri, ilişkileri üzerinden O'nun kişiliğine dair özellikleri öğrenebilirsiniz. Sizinkine hiç benzemeyen bir renk seçimi olabilir, ya da sizin hiç önem vermediğiniz bir değer, onun için çok önemli olabilir. Kişiliklerinizin ayrıldığı noktaları fark edebilmeniz ve bunlar üzerinden çocuğunuzu ayrı bir birey olarak kabul edebilmeniz önemlidir.
  • Tartışmalarda ya da, beğenmediğiniz, kınayacağınız durumlarda, eleştirinizi kişiliğine yöneltmek, yerine davranışı hedef alın. "Sen zaten hep yalan söylersin" yerine, "Söylediğin saatten geç gelince hem meraklanıyorum hem sinirleniyorum" gibi. Aksi halde, kişiliğe yönelik yapılan saldırıyı tamir etmek kolay olmayacaktır.
  • Ebeveyn olarak kendi kişiliğinizi tanıyın. Zayıflıklarınızı, hoşgörünüzün bittiği anları, hayal kırıklıklarınızı, beklentilerinizi tanırsanız, çocuğunuzun kişiliği üzerindeki etkilerinizi ve bu etkilerin sonuçlarını da fark edebilirsiniz.


Uzman Klinik Psikolog