FİRMA KAYIT
Çocuklara Övgü
Çocuklara Övgü

Çocuklara Övgü

80

Eyleme yönelik övgü yapılmalı

Çocuklara iyi niyetle sık sık söylenen güzel özelliklerin (zeki, güzel, akıllı, uslu vs.) aslında onların sırtında bir yük olabildiğini biliyor muydunuz?

Çocuk bu güçlü sıfatların hakkını verebilmek adına sonraki eylemlerinde daha temkinli, hatta genelde kaygılı, davranabiliyor. Örneğin sürekli “zeki” olduğu söylenen bir çocuk, akranları ile oynadığı bulmacaları hep en önce bitirmek istiyor, aksi durumunda da başarısızlık hissi ve sunulmuş standardı tutturmamış olma ile daha fazla strese giriyor.  Oysa çocukları özellikleri ile değil gösterdikleri çaba ve eylemleri ile övmek psikolojik gelişimleri açısından çok daha sağlıklı. Örneğin “çok başarılısın” demek yerine “tamamlamak için ne kadar çabaladın, seninle gurur duyuyorum” diyebilirsiniz. Ya da ayakkabısını uzun uğraşlar sonucunda giyebilen çocuğunuza “harikasın!” demek yerine “bravo, başardın!” diyebilirsiniz.

Beden odaklı övgü tehlikelidir.

Ergenlik dönemine doğru gençlerde sıkça görülen beden imajı kaygısı, depresyon, yeme bozukluğu problemlerinin başlamasında etkili olan toplumsal güzellik algısı, medya, sosyal medya etkisini henüz çocukluk dönemi itibariyle çocuklara yöneltilen beden odaklı cümleler de pekiştirir.

“Prenses gibisin”, “çok yakışıklısın”, “çok güzelsin” cümleleri beden odaklı övgü cümlelerinden en çok duyduklarımız, rastladıklarımız. Beden odaklı övgüye maruz kalan çocuklarda “prensesler güzel olur”, “güzel olduğum için ilgi görüyorum”, “hep güzel olmalıyım” çıkarımları olur. Sürekli güzel ya da yakışıklı gözükmek isterler. Kaygıyı daha çok hissederler ve ileriki yaşlarda fiziksel görüntüleri ile oldukça fazla meşgul olabilirler. Ya da psikolojik yatkınlıklarına bağlı olarak “çok güzelim”, “adeta prensesim” gibi iç düşünceleri narsistik eğilimlerde bulunmalarına sebep olabilir.  Her ne kadar özgüven gelişimine bağlı olarak güzel/yakışıklı olma baskısını çocuğun daha az hissedebilme olasılığı olsa da,  çocuğunuz kendisini güzelliği ile tanımlamasın ve ileride oluşabilecek bu problemler minimize edilebilsin diye lütfen beden odaklı konuşmalar yapmamaya dikkat edin.

“Birinci” olmasını, “en önce” koşmasını ödüllendirmeyin.

“Kabul görme, kazanma, en iyi olma” çocukların oyunlarında sık sık gözlemlediğimiz temalardan. Bu durumdaki belirleyici faktörlerden biri de henüz bu yıllardan sonuç odaklı yaklaşıma maruz kalmalarıdır. Maalesef mevcut eğitim sisteminde de çok kısa sürede kazanmak ve kaybetmek kavramlarının içinde bulacaklar kendilerini fakat şimdiden oynanan oyunlarda, yenen yemeklerde birinci olmak, ikinci olmak kavramları ile çocuk teşvik edilmemeli. Birinci olamazsa ne oluyor; daha mı az seviliyor, daha mı yetersiz?

Dolayısıyla yok yere rekabet ortamı yaratmak ya da hali hazırda çocuğunuzun sizden de teşvik beklediği “birinci oldum” cümlelerini teşvik etmek psikolojik gelişim süreci için tehlikeli olabilir. Örneğin yemeği birinci bitirdiği için sevinen çocuğunuza, kendisini kötü hissetmesine sebep olmadan “Yemeğini güzelce bitirmişsin, tebrik ederim fakat arkadaşların da yemeklerini güzelce yediler, ilk önce bitiriyor olman önemli değil” mesajını verebilmelisiniz.

Benzer bir şekilde hep kazanan olmaması için karşılıklı oynadığınız oyunlarda kimi zaman siz kazanabilmelisiniz. Her oyunda bilerek kaybetmeniz, kazanan rolüyle ona kendisini iyi hissettirebilir fakat hem siz hayatı boyunca yolundaki tüm engelleri kaldıramayacaksınız hem de bazen kazanıp bazen kaybedebildiğini görmesi, kaybettiğinde de başa çıkabildiğini hissetmesi, olumsuzluk durumunda da çabasından dolayı ailesinden takdir görebilmesi psikolojik gelişim sürecinde oldukça önemlidir.

Kendisini arkadaşlarıyla kıyaslamasını ödüllendirmeyin.

Sıkça kıyaslamaya maruz kalan ya da kendisini arkadaşlarıyla kıyaslayan çocuklar önemli olanın diğerlerinden iyi olmak olduğunu düşünerek yaptıkları eylemin amacından ya da zevkinden uzaklaşıyorlar. Tüm çocuklarda arada sırada kendisini arkadaşlarıyla kıyaslama davranışı gözükür; bu yüzden eleştirmenize ya da ayıplamanıza gerek yoktur fakat teşvik de etmemelisiniz. “Bu düşündüklerini arkadaşların bilse çok üzülürlerdi” diye başlayıp böbürleniyor olmasının akranlarına nasıl zarar verebileceğini konuşmanız önemlidir.

Kimi zaman çocuklar daha fazla ilgi ve övgü içinde olmak isterler. Bu gibi durumlarda çocuğu rahatlatmak için başka çocukların aleyhinde konuşma hatasına düşen ailelere sıkça rastlıyoruz. Örneğin; “elbise partisindeki en güzel elbise seninkiydi” bir kıyas cümlesidir. Ya da “Ayşe iyi İngilizce konuşuyor ama sen daha iyisin” cümlesi de bir kıyas cümlesidir ve bu cümleden çocuğunuzun çıkarımı “İngilizce konuşmamı annem/babam takdir ediyor” olmaz, “Ayşe’den daha iyiyim” olur. Dolayısıyla gerek sözlerinizle, gerek örnek oluşunuz ve davranışlarınızla herkesin farklı alanlarda güçlü olabileceğini, kazanmanın ya da “en iyi” olmanın önemli olmadığını, arkadaşlarının olumsuz durumlarda hissettiklerini de anlaması gerektiği mesajlarını vermelisiniz. 


Uzman Psikolog