Geri Bildirim
Duygusal Zekanın Önemi ve Çocuklarda Duygu Eğitimi
Duygusal Zekanın Önemi ve Çocuklarda Duygu Eğitimi

Duygusal Zekanın Önemi ve Çocuklarda Duygu Eğitimi

87

Herkese merhaba, bu yazımda sizlere duygusal gelişim ve duyguların öneminden bahsetmek istiyorum. Çocukların zeka gelişimlerinde anne ve babaların genelde odak noktaları IQ (Intelligence Quotient) oluyor. Yani bilişsel zeka diyebiliriz. Fakat bilişsel zeka kadar bilinmese de önemi oldukça büyük olan başka bir zeka türü daha vardır ki, o da Duygusal Zeka (Emotional Quotient). Duygusal Zeka’nın kapsamında şu tür beceriler yer alır:

  • Duyguları tanımlama
  • Karşı tarafı anlayabilme
  • Karşı tarafın duygularını algılayabilme
  • Kendini kontrol edebilme
  • Duyguları sosyal yaşamda kullanabilme
  • Duyguları ifade etme

Duygu, düşünce ve davranış üçgeninde en önemlisi duygu olabilir. Çünkü en zor yönetileni, kontrol edilmesi en zor olanı duygulardır.

Başlıkta “Duygu Eğitimi” kavramına yer verdim. Fakat burada bahsettiğim şey; duyguları ehlileştirmek ya da bastırmak değil. Duyguları tanımak, kabul etmek, duygulara alan açmak, düzenlemek olarak açıklanabilir. Kabul edilmeyen ve bastırılan duygular, zamanla ya kocaman bir balon haline gelir, ya da minicik kalır. Duygu eğitiminden kastım, yaşanan duyguları ideal forma sokmaktır.

Sağlıklı bir duygusal gelişim için duygular eğitilmelidir. Peki nasıl? 

Hem çocuklarda hem de yetişkinlerde duygu eğitiminde ilk amacımız, “duyguyu tanımak” olmalıdır. Tanımadığımız, bilmediğimiz bir şeyden korkarız. Onu saklamak, bastırmak isteriz.  Çocuk, tanıdığı duyguyu ifade edebilir ve ancak ifade ettiğini anlayabilir. İfade edebilmenin bu noktada önemi büyüktür çünkü ifade edilmeyen duygular, yaralara dönüşür. Hem ruhsal hem de bedensel belirtiler ile kendisini dışa vurur. Kişinin hem kendisini hem de başkalarını anlayabilmesi ve daha sağlam ilişkiler kurabilmesi için duygu eğitimi çok önemlidir.

Çocuklarda Duygular Nasıl Eğitilir?

1.     Duyguyu Kabul Et: Öncelikle çocuğun yaşadığı duyguyu biz anlamalı ve duygusunu yaşaması için çocuğa imkan tanımalıyız.

2.     Yansıt: Çocuk ne yaşadığını bilmiyor olabilir. Bu sebeple yaşadığı duyguyu, o duygunun ismini kullanarak çocuğa söylemeliyiz, ayna olmalıyız. Hem anlaşıldığını hisseder, hem de hangi duyguyu yaşadığını öğrenir. Bu noktada yalnızca çocuğumuzun duygularını değil, kendi duygularımızı da çocuğumuza yansıtmamız faydalı olur. 

3.     Sorular Sor: Yaşanan olaylardan çok, bu olaylar esnasında neler hissettiğimizi hatırlarız. Bu sebeple çocuklarla duygular üzerine konuşmak daha işlevseldir. Örneğin; “Bugün neler yaptın?” diye sormak yerine, “Bugün neler hissettin, hangi duyguları yaşadın?” diye sormak daha faydalı olabilir. Çünkü duygular çok net hatırlanır.

Dışlanan Duygular

“Olumsuz” olarak nitelendirilen bazı duyguları dışlama eğilimindeyiz. Bunların başında ise öfke ve üzüntü geliyor. Çocuğumuz her zaman çok mutlu olsun, hiç öfkelenmesin ya da ağlamasın isteriz. “Ağlayacak bir şey yok!” ifadesini oldukça fazla kullanırız ve bu eylemi sürekli dışsallaştırmaya çalışırız. Fakat ağlamak çocuğun ruhsallığında ve stresle başa çıkabilmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple ağlamak anormal bir davranış değildir, faydasız değildir ve kesinlikle engellenmemelidir. 

Duygular, mutlaka üzerine çalışılması gereken bir konu. Bu konu hakkında bir animasyon önerisi ile yazımı sonlandırıyorum: “Inside Out (Ters Yüz).” Temel duygularımızı tanıması açısından çok faydalı bulduğum bu animasyonu, çocuğunuzla birlikte izleyebilirsiniz.


Psikolojik Danışman