Geri Bildirim
İnsani Eğilimler
İnsani Eğilimler

İnsani Eğilimler

111

İnsani eğilimler, bütün insanlar için geçerli içsel davranışlardır. Bunlara itici güç ya da doğal kılavuzlar, kılavuz içgüdüler de denilir. İnsani eğilimler, yaratılış sonucu insanın donatıldığı bazı davranışlara olan meyillerdir. İnsani eğilimimiz veya özelliklerimiz, temel insani ihtiyaçlarımızı hem fiziksel hem de ruhsal olarak karşılamamızı sağlar. İnsanın ihtiyaçları fiziksel (uyku, gıda, güvende olma, barınak, yer değiştirme) ve manevi (inanmak, estetik ve güzellik yaymak, kültür oluşturma ve sanat eserlerini üretme) ihtiyaçlar olarak ikiye ayrılır. İnsanın hayatta kalması ve devam edebilmesi için ihtiyaçları karşılanmalı, yaşadığı zaman ve kültüre uyum sağlamalı ve kendini geliştirmelidir. İnsanın ihtiyaçlarını karşılaması için onu motive eden iç güçler, enerjiler, insani eğilimlerdir. 

“Kılavuz içgüdüleri canlıların en derin merkezlerinde işleyen, kutsal planı gerçekleştirmek üzere onları dış dünyada harekete geçmeye sevk eden kutsal düşünceler olarak görebiliriz. Bu yüzden kılavuz içgüdüler fasılalı mücadelelerin dürtüsel karakterine değil, canlıları (birey olarak) zamandaki ve (tür olarak) sonsuzluktaki yolculuklarında yönlendiren bir aklın, bilgeliğin karakterine sahiptir.” (Maria Montessori, Çocukluğun Sırrı, S:213.)

İnsani eğilimler, insanı hayata, hayatın farklı koşullarına, yaşadıkları kültüre ve zamana adapte olmayı (adaptasyon sürecini) destekler. “Dr. Montessori "adaptasyon" ile ne demek istediğini şöyle açıklar. Ona göre, bu kelime mutluluk, huzur ve çocuğa güven hissi veren bir tür iç denge anlamına gelir. Grubun yani ailesinin içinde bulunduğu ve belli bir sosyal duruşa sahip olan çevrenin; ruhsal, etik ve ekonomik dengesinin sürekliliğine dayanmaktadır.” (The Human Tendencies and Montessori Education, p.1) Maria Montessori eğitimi, “hayata hazırlık” olarak değerlendirir. İnsani eğilimler, evrensel tekâmül kuralının önemli bir parçasıdır.

“Gördüğümüz gibi, insani eğilimler değişmez, nesilden nesile geçerler. Doğduğunda, her bebek bunlara potansiyel olarak sahip olur ve ileride kendi zamanına adapte olmuş bir bireyi inşa etmek için onlardan yararlanır. İnsanın farklı gelişim dönemlerinde bu eğilimler, Dr. Montessori'nin "duyarlı dönemler" olarak adlandırdığı fırsat pencerelerinin yardımıyla farklı yönler kazanır.” (The Human Tendencies and Montessori Education, p.20)

İnsani Eğilimlerin Özellikleri:

  • Evrensel ve zamansızdır; yani bütün insanlar için geçerlidir. 
  • İnsanlık var oldukça insani eğilimlerde var olacaktır.
  • Her kültür ve sosyal sınıf için geçerlidir.
  • İnsani eğilimler, insanın davranışlarını belirler.
  • Adaptasyon için yardım eder.
  • İnsan hayatı boyunca devam eder.
  • Gelişimin farklı dönemlerinde insani eğilimler farklı şekillerde ortaya çıkar.
  • İnsani eğilimler ahlaki bir özellik taşımazlar; yani hem iyiye hem kötüye kullanılabilir.
  • İnsani eğilimler, birbirleriyle bağlantılı ve etkileşimlidir.

İnsani Eğilimler: 

  1. Hareket Etme Eğilimi  
  2. Çalışma (İş Yapma Eğilimi)
  3. Oryantasyon  
  4. Keşif ve Merak 
  5. Düzen  
  6. Soyutlama ve Hayal Gücü  
  7. Tekrar, Odaklanma ve Ustalaşma 
  8. Kesinlik (Titizlik) ve Hesap yapma  
  9. Gözlem Eğilimi ve Taklit  
  10.  İletişim ve Sosyalleşme

 

  1. Hareket Etme Eğilimi:

  • İnsanların harekete motivasyonu vardır.
  • Hayatta kalmak için hareket etmeliyiz.
  • Hareket ettikçe insanlar ellerini ve tüm vücutlarını kullanırlar. İnsanların vücutları ile beyni bağlantılıdır. Beyinlerimizi harekete geçirmek için vücutlarımızı harekete geçirmeliyiz. 
  • Öğrenmek için harekete geçmeliyiz.

Örneğin; hayata geldikleri ilk dönemlerde bebeklerin önce ellerini hareket ettirerek kendini ve çevreyi tanımaya çalışması, sonra yerde sürünmeye daha sonra emeklemeye birkaç adım atmaya ve sonunda yürümeye başlaması.

  1. Çalışma / İş Yapma Eğilimi:

  • Hedefi olan, bir amaca hizmet eden faaliyet eğilimi. 
  • Bir hedefe ulaştığımızda yeni hedef koyarız. 
  • Çalışma sırasındaki zorluklarla baş etme sonucu tatmin ve mutlu oluruz.
  • Çalışma öz kontrolü ve ustalaşmayı gerektirir.
  • Çalışma insana tatmin duygusu ve huzur verir.
  • Çalışma, çocuklara odaklanmak için fırsat sunar. Ayrıca çalışmanın tamamlanması düzen duygusunun gelişimini gerektirir.

Örneğin, etkinlik bitimlerinde çocukların yaptığı masayı fırçalama ve silme etkinliği. Yapılan matematik çalışmasını vb. yürütmesi ve tamamlayıp bitirmesi gibi.

“Eğilim maddi bir hedefe yöneltilse bile, çaba gösterdikten sonra istediğinizi elde ettiğinizde, ne oluyor? Sonrasında zihinsel olarak yorgun hissediyor musunuz? Hayır! Tatmin duygusunu hissediyorsunuz. Mutlu hissediyorsunuz! Başka bir deyişle, başardığınız bir şey ruhunuzu tatmin ediyorsa, kendinizi yorgun değil, aksine mutlu ve zinde hissedersiniz.” (The Human Tendencies and Montessori Education, p.33)

  1. Oryantasyon: 

  • Kendimi tanıma, bulunduğun yeri tanıma, toplumdaki-dünyadaki-evrendeki yerimi anlama eğilimi.
  • Küçük çocuklar ‘Emici Zihin’e sahiptir. Bu yüzden yeni ortamlarda kaybolmuş gibi hissederler. Çünkü tecrübeleri eksiktir. Küçük çocukların (okul öncesi dönem çocuklarının) oryantasyon konusunda yardıma ihtiyacı vardır. Güven, oryantasyon sonucunda gerçekleşir.

Örneğin, yeni doğanın çevreye adapte olma süreci önce annesini tanıma sonra diğer insanları ve çevreyi anlamlandırması. Sınıfımıza yeni katılan öğrencimize sınıf ortamını, okulu tanıtma, arkadaşları ile tanışabilecekleri ortamı oluşturma.

“Oryantasyon duygusunun verdiği güven ortadan kalktığında, kişi kendini bir şehirde kaybolmuş gibi değil, zihninde kaybolmuş gibi hisseder.” (The Human Tendencies and Montessori Education, p.25)

  1. Keşif ve Merak:

  • İlk oryantasyon gerçekleştikten sonra merak ve keşif yapma eğilimleri harekete geçer.
  • Keşif yaparken zihnimizi, duygularımızı ve vücudumuzu kullanırız.
  • Çocukların gelişimi için keşif ve merak çok önemli rol oynar. Bu yüzden çocuklara keşif için farklı fırsatlar sunulmalıdır.

Örneğin, çocuğun emekleme ve yürümeyi öğrendikten sonra çevresinde olanları incelemek için ellemesi, karıştırması, bu şekilde anlamlandırmaya çalışması. Okul ortamında çocukların ilgisini çekebilecek materyal ve konuları sunmamız. Çeşitli fen, doğa ve deney etkinliklerine yer vermemiz.

  1. Düzen:

  • İnsan zihni sürekli her şeyi kategorize eder, sınıflara ayırır. Bunun sebebi hayatta kalma içgüdüsüdür. Tarihsel olarak insanlar yılı mevsimlere bölmüşler; tehlikeli ve tehlikeli olmayan olayları kategorize etmişlerdir. Güzel ve hoş olmayan çirkin durumları sınıflara ayırmışlardır.
  • Düzen, aklımızı tatmin eder, güven duygusu verir.
  • 0-6 yaş çocukları için dış düzen çok önemlidir. Bu dönem için hazırlanmış çevre bu yüzden önemlidir. Kolaydan zora doğru bir süreç, materyal ve ortamda renk uyumu ve bir rutin sunmak çocuğu desteklemek için etkilidir.
  • Kurallar da bir düzendir.
  • Yetişkin tutum ve davranışları tutarsız olursa, çocuğun düzeni de oluşmuyor. Çocuk dengesiz, mutsuz ve öfkeli olarak büyüyor.

Örneğin, sınıf ortamımızın kolaydan zora, basitten karmaşığa şekilde düzenlenmesi. Sınıfta materyallerin yerlerinin belli bir düzen içerisinde yerleştirilmesi, sade ve dengeli bir ortamın sunulması. Çocuğun günlük rutini (uyku zamanı, yemek saati gibi).

  1. Soyutlama ve Hayal Gücü:

  • Soyutlama yeteneği, insan zihninin gelişmesi ve tecrübelerinin artmasıyla gelişir. Hayal gücü ise tamamen yeni bir şey üretme yeteneğidir.
  • Soyutlama yeteneği, hayal gücü ve yaratıcılıkla bağlantılıdır.
  • En büyük soyutlama mekanizması dildir. Dilimizi kullanarak, istediğimiz her şey hakkında konuşabiliriz.

Örneğin, sınıf ortamında öğrencilerimiz ile yaptığımız cümle ve hikâye tamamlama etkinlikleri, açık uçlu sorular ve çalışmalar.

“İnsanoğluna soyutlama ve akıl yürütme yeteneği olan bir zekâ armağan edilerek, bu zekâ kendi değerini bu şekilde kanıtlamıştır: İnsanoğlu sahip olmadığı şeylere ihtiyaç duydu ve zihninde bunları kurguladı. Neden başarılı oldu? İnsan, ona bahşedilen hayal gücünü yaratıcı bir şekilde kullanarak, var olmayan ancak fayda sağlanacak birçok şeyi oluşturdu.” (The Human Tendencies and Montessori Education, p.28)

  1. Tekrar, Odaklanma ve Ustalaşma:

  • Odaklanma bir faaliyet üzerinde yoğunlaşmadır. Hedefe ulaşmak ve ustalaşmak için tekrar önemlidir.
  • Maria Montessori, küçük çocukların bazı aktiviteler üzerinde yoğunlaşıp yeniden yaptıklarını gözlemlediğini, ne zaman çocukta tatmin duygusu olursa bu aktiviteyi bıraktığını gözlemlemiş.

Örneğin, çocuğun üzerinde çalıştığı etkinliğini (matematik ya da dil etkinlikleri vb. olabilir.) her gün ya da belli aralıklar ile istikrarlı bir şekilde tekrar edip devamını tamamlayarak tatmin duygusu yaşaması ve sonrasında yaptığı etkinliği ilk yaptığından daha hızlı ve daha hatasız yaparak ustalaşması.

  1. Kesinlik (Titizlik) ve Hesap Yapma:

  • Odaklanarak tekrar yaparken ve ustalaşırken kesin olmamız şart.
  • Hedefe ulaşma sürecinde ince hesaplar önemlidir.
  • Çocuklar bu eğilimin farkında değillerdir fakat tekrar yaparak hareketleri kesinleşir.

Örneğin, çocuğun kâğıt yırtma ve makasla kesme çalışması yapması, ipe boncuk dizme ya da suyu kaptan kaba boşaltma gibi etkinlikleri odaklanıp tekrar ederek ince motor becerilerinin kesinlik kazanması.

“İnsanoğlu kısa sürede kesinliğin gerekli olduğunu keşfetti. Aksi halde yaptığı hiçbir şey amacına hizmet etmiyordu. Ve böylece, insanlık tarihini incelediğimizde, eski taş devrinden yeni taş devrine geçerken, taş aletlerinin cilalı ve simetrik hale geldiği görülür.” (The Human Tendencies and Montessori Education, p.30)

  1. Gözlem ve Taklit:

  • 0-6 yaş çocuklarda Emici Zihin gözleme dayalı. Çocuk, bulunduğu ortamdan farkında olmadan gözlem yoluyla bilgi ve davranış edinir.
  • Model alma yoluyla da öğreniyoruz. 

Örneğin, çocukların aralarında oynadıkları oyunlarında (evcilik vb.) ev ortamını yansıtması ve kendi anne babalarının taklidini yapması ya da oyun esnasında öğretmen olduğunda kendi öğretmenini yansıtması.

  1.  İletişim Kurma ve Sosyalleşme:

  • İletişim, bağlantı kurma ihtiyacı ile ilgilidir.
  • Sosyalleşme, bir gruba dahil olma ve kendini ifade etme ihtiyacı ile alakalıdır.

Örneğin, bebeklerin önce anlamsız sesler çıkarması, daha sonra bu seslerin anlamlı kelimelere dönüşmesi, morgem yani tek bir sözle kendini ifade etme aşamasından, telgrafik konuşma ve düzenli anlamlı cümleler kurma evrelerinden geçerek yaşamının her döneminde aslında kendini ifade etmeye ve iletişim kurmaya çalışması. Sınıf ortamında iş birliğine dayalı grup oyunları ve proje çalışmalarında çocukların birbirine destek olması. Arkadaşlık kurmak için çocuğun kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmeye çalışması.

“Doğumdan kısa bir süre sonra çocuklar cıvıldamaya ve daha sonra konuşmaya başlarlar. Çünkü konuşma unsuru çocuğun doğasındadır: çocuk konuşmayı öğrenir ve kendini ifade etmek ister. Tarihsel koşulların, insanların dil eğilimine sunacağı farklı özellikler olabilir, ancak eğilimin kendisi değişmez.” (The Human Tendencies and Montessori Education, p.19)

Çocukların İnsani Eğilimlerin Gerçekleşmesi Ne Gibi Durumlarda Yavaşlatılabilir veya Zarar Görebilir?

Hayata geldiğimiz ilk andan itibaren gelişim sürecimizde insani eğilimlerimiz kendiliğinden ortaya çıkmaya ve bir yönelim göstermeye başlar. İnsani eğilimlerimiz kendisini göstermek için kendiliğinden ortaya çıkış yolu ve fırsatı bulmaya çalışır. Dolayısıyla bu durumu tamamen engellemek belki pek olası değildir fakat bu eğilimlerin kendini geliştirme imkânı çevresel koşullar ile zarara uğrayıp yavaşlamasına sebebiyet verebilir. Gelişim sürecimizde her dönemde belli eğilimlerimiz daha ön plana çıkabilir. Bu dönemlerde daha kalıcı bir etki sağlamak ve bu eğilimi destekleyip geliştirmek için çocuğa gerekli hazırlanmış çevreyi sunmak önemlidir. Fakat çocuğun bu hassas ya da kritik dönemlerinde bu eğilimlerini destekleyecek gerekli çevreyi sunmamamız ve kendisi deneyerek başarabileceği durumları onun adına bizim yapmamız çocuğun insani eğilimlerinin yavaşlamasına ve zarar görmesine neden olur. 

İnsani Eğilimlerin Ortaya Çıkmasını ve Gelişmesini Engelleyecek Durumlar Ne Olabilir?

Örneğin, yeni yeni yürümeyi öğrenmiş bir çocuğun sandalyeye çıkmak için bacağını kaldırması fakat sürekli geri düşmesine rağmen vazgeçmeden uğraşmasına dayanamayıp yetişkinin onu kucağına alarak sandalyeye çıkartması, çocuğa iyilik yaptığını düşünmesine rağmen aslında hareket etme eğilimi, çalışma eğilimi, keşif ve merak eğilimi gibi insani eğilimlerini ve kendi başarma duygusunu tatmasını engellemektedir. Yine aynı şekilde, yemeğini kendi başına kaşık veya çatal kullanarak yemek isteyen çocuğa yetişkin müdahale ederek kendi tutması ya da kaydıraktan kaymak isteyen 2 yaşındaki çocuğu yetişkinin kucağına alarak kaydırması, çocuğun zarar görmemesi ve iyiliğinin düşünülerek yapılmasına rağmen yine çocuğun eğilimlerini ve kendi başına yeterli olabilmesini engelleyen durumlara örnek olarak verilebilir. 

KAYNAK

  • Maria Montessori, Çocukluğun Sırrı, Kaknüs Yayınları, 1. Baskı (2016).
  • Mario Montessori, The Human Tendencies and Montessori Education, Association Montessori Internationale (AMI), 1966.


Okul Öncesi Öğretmeni