Geri Bildirim
Kardeş ile Birlikte Gelen Kıskançlık Duygusu
Kardeş ile Birlikte Gelen Kıskançlık Duygusu

Kardeş ile Birlikte Gelen Kıskançlık Duygusu

62

Kıskançlık bir kişinin veya bir ilişkinin yitirilmesinden korkulan, karmaşık bir ruhsal yaşantı ve olumsuz tutumdur. Kıskançlık doğuştan sahip olduğumuz bir duygu değildir, sonradan öğrenilen geliştirilen ve birçok insanı etkileyen bir duygudur. Bazı bireylerde de bu duygu kendini gösterir. Kıskanç bireyler hem sahip olduğu bir şeyi yitireceğini, hem de başkalarının sahip olduğuna kendisinin de sahip olması gerektiğini düşünürler. Tıpkı çocuklarda da yetişkinlerde olduğu gibi bu duygu kendini gösterir.

Kıskanan çocuklar sevilen bireyle ilişkilerinde kendilerini tedirgin hissederler ve bu kişinin sevgisi karşısında kendi statüsünü kaybedeceğinden korkarlar. Bu duygunun ortaya çıkmasında en büyük etkenlerden biri de aileye yeni bir bebeğin gelmesidir. O zamana kadar tek ve bütün ilgiye sahip olan çocuk yeni bir bebeğin gelmesi ile sahip olduğu ilgi ve sevgiyi kardeşi ile paylaşmak durumunda kalır. Ve çocuk aslında kendi dünyasında bu yaşanılanlara bir anlam veremez ve karmaşıklık yaşar. Çünkü daha öncesinde hiç tanık olmadığı bir durumla karşı karşıyadır. Aslında kardeş büyük çocukta bir tehdit oluşturur. Çocuk için kardeş güvensizlik, kaygı ve anneyi paylaşma anlamına gelir. O ana kadar bütün sevgiyi ve ilgiyi üzerinde hisseden çocuk ilgi ve sevginin ikiye bölünmesi ile kendini terk edilmiş ve güvensiz hisseder. Ve bu durumlar karşısında kardeşine karşı kıskançlık duygusu geliştirir. Aslında baktığımızda bu kıskançlık duygusu daha kardeş doğmadan önce de ortaya çıkar. Anne ve babanın yeni gelecek çocuk için hazırlık yapmaları çocukta kıskançlık duygusunu pekiştirir. Daha kardeşi gelmeden çocuk sevilmediğini düşünür.

Kıskançlık duygusu çocukta kendini nasıl gösterir? Belirtileri nelerdir?

Bazı çocuklar açıkça öfkesini belirtir, kardeşinin canını acıtıcı hareketlerde bulunur. Bazı çocuklarda Psikolojide regresyon dediğimiz (gerileme) durumu kendini gösterebilir. Ve çocukta bebeksi davranışlar görülür. Aslında bu davranışı ile çocuk anne ve babasına bir mesaj vermeye çalışır. Bende bebek olursam annem ve babam benimle de ilgilenir diye düşünür. Uyku problemleri, nedenli nedensiz ağlamalarda bu süreç içerisinde görülebilir.  Bir diğer önemli noktalardan birisi de bu süreçte ebeveynler tarafından yapılan hatalardır. Aslında birçoğumuz çevremizde bu tür hatalara şahit olmuşuzdur. Bunlara örnek verecek olursam ‘’Büyük çocuğa sakın endişelenme seni de bebek kadar çok seveceğiz ‘’ gibi iyi niyetli gibi görünen ama çocuğun kardeşiyle yarışmasına yol açabilen cümleler kurulmasıdır. Ve ya bir başka hata da devamlı büyük çocuğa ‘’ sessiz ol kardeşin uyuyor’’ gibi cümleler ile çocuğun yaşantısını bebeğe göre ayarlamak çocukta bu duygunun pekişmesine sebep olur. Bir başka hata da büyük çocuğa kardeşiyle ilgili olumsuz cümleler kullanılmasıdır. ‘’o zaten pis hep ağlıyor, sen bizim ilk göz ağrımızsın, seni daha çok seviyoruz ‘’ gibi cümleler çocuğa inandırıcı gelmez ve ailesine karşı güvensiz bir tutum geliştirir.

Peki, ebeveynler olarak kardeş kıskançlığını önlemek için neler yapabiliriz? Dediğinizi duyar gibiyim.

Bebek daha dünyaya gelmeden çocuk bu duruma hazırlanmalıdır. Neler olabileceğini bilmek çocukta kaygıyı azaltır. Ebeveynler olarak kıskançlık duygusu bastırılmamalıdır. Ve bu duygudan ötürü çocuk suçlanmamalıdır. Çocuk duygularını açığa vurduğunda zamanla kıskançlığı azalır. Çocukla birebir zaman geçirilmeli, ona değer verildiği çocuğa hissettirilmelidir. ‘’ seni seviyoruz, sen bizim için değerlisin, sen güçlüsün gibi içinde karşılaştırma cümlesi olmayan mesajlar verilmelidir. Çocuğa kendisinin de bir zamanlar bebek olduğu hatırlatılmalı, aynı bakım ve özenin kendisine de gösterildiği söylenmelidir. Tüm bunlarla birlikte zamanla çocukta kıskançlık duygusu yerini olumlu duygulara bırakır.

Bu süreçte büyük bir endişeye kapılan ebeveynler mutlaka vardır. Kıskançlık duygusu doğal ve gelişimsel bir sorundur. Bu süreçte ebeveynler olarak çocuğu anlamalı, onu suçlamadan yargılamadan yaklaşılmalı ve bu sürecin gelişimsel ve doğal bir süreç olduğu zamanla geçeceği unutulmamalıdır.

Bu süreci en sağlıklı şekilde atlatabilmeniz dileğiyle…


Psikolog