Geri Bildirim
La Belle Indifference (Güzel Aldırmazlık)
La Belle Indifference (Güzel Aldırmazlık)

La Belle Indifference (Güzel Aldırmazlık)

88

La belle indifference (güzel aldırmazlık), özel bir semptomdur. Kısaca, mutsuz insanlardır. Fakat mutlu görünürler.

Güzel aldırmazlık semptomu daha çok histrionik kişilik bozukluğunda görülen bir semptomdur. Bu tip kişiler, aşırı duygusaldır. Sürekli ilgi isterler. Bir ortama girdiklerinde o ortamda tek ilgi odağı kendilerinin olmasını isterler. Sevgiye aç kişilik yapısına sahiptirler. Sevgiyi elde etmenin yolları abartı, cinsellik vs. ne varsa kullanmaktırlar. Dünyanın merkezi olmayı istemektedirler. Fakat bu durum ne yazık ki mümkün olamayacağı için ömür boyu mutsuzluğa mahkum yaşamaktadırlar…

Aslında mutsuzlukları kendi içlerindedir çevreye asla bu mutsuzluğunu göstermezler. Sürekli bastırma savunma mekanizmasını kullanırlar. Mutsuzluğunu bastırarak mutlu bir görünüm kazanmaya çalışırlar…

Başkalarını etkilemek ana hedeftir. İçerik önemli değildir. Başkalarını etkilemeye yönelik ve içerikten yoksun bir konuşma biçimleri vardır. Gösteriş yapar, yapmacık davranır ve duygularını aşırı bir abartı ile gösterirler.

Telkine yatkındırlar, kolay etkilenirler. Bütün bunlara rağmen, ilişkilerin olduğundan daha yakın olması gerektiğini düşünürler. Kısacası, dikkatleri üzerine çekmeye çalışan, karşısındakine olumlu ve duygusal izlenim vermeye çalışan, rol yapıyormuş gibi görünen, başkalarını etkilemekten başka şey düşünmeyen kişilerdir. İlgi, onların hayata tutunma eylemidir.

Konuşmaya başladıklarında dikkat çekici terimler kullanabilir fakat ayrıntı gerektiren açıklamaları başarıyla yerine getiremez.  Konuşmanın ya da sohbetin içeriğine bakmaksızın kendisinden örnekler vermeye çalışır. Toplumda, oldukça genel geçer ya da sıradan olarak kabul edilen şeyleri sıradışıymış gibi anlatmaya çalışır. Kısacası abartmayı severler.

Karar verme konusunda ikilem yaşar ve başkasının telkinine çoğu zaman ihtiyacı olduğunu hisseder. Kişilerde bıraktıkları izlenimlerin devamlılığı yoktur. İstediği tarzda güzel bir şekilde başlayan ilişkilerinin süresi sınırlıdır. Sahip olduğu kültürel ya da sosyolojik birikimin yeterliliği konusunda kendi içinde yaşadıkları, ilişkisinin bir ileri düzeye çıkmasına engel olur ve geri çekilmesini sağlar fakat bu durum iç görü sahibi olan bir birey olduğu anlamına gelmez.

 Yaşadığı içsel çatışmaları ya da problemleri göz ardı eder. Nasıl bir birey olduğunun tarifini kendilik özellikleriyle değil etkiledikleri ya da etkilemek için mesai harcadıkları bireyler üzerinden gerçekleştirmeye çalışır. İçtenlik aradıkları zamanlar da içtenlik karşılığını vermekte de zorlanır. İşlevsellikleri sınırlıdır üretken olamaz.

Seçici ve tarz sahibi olduğuna dair bilgiler verebilir fakat ilgiyi aldıkları ya da kendisini idealize eden bireylerle kategorize etmeden seçici olmadan hızlı bir biçimde iletişim ya da ilişkiye girebilir. Bu durum duygu değişikliklerinde de yaşar. Çok heyecanlı ya da eğlenceli göründükleri bir durumda ağlamaya başlayabilir. Ağlama eylemlerini durduramazlar. Hatta ‘’ şuanda ağlamamı gerektirecek bir durum yok. Neden ağlıyorum? ‘’ diyerek telkin ederler..

Kalabalıkta farkedilmek için çok sıradan bir sohbet anında bile aşırı ve yüksek sesli tepkiler verebilir. Uzun süren ağlama nöbetleri yaşadığını belli etmeye çalışır.

Kısacası çok duygusal olduklarına dair bir imaj vermeye çalışsalar da duygusal açıdan sığ bir kişilik yapısına sahiptirler

Kaynakça:

  1. Köroğlu, E. (2014). Psikonozoloji tanımlayıcı klinik psikiyatri. Ankara: Hekimler Yayın Birliği.
  2. Öztürk, O. M. & Uluşahin, A. (2015). Ruh sağlığı ve bozuklukları (13.basım). Ankara: Nobel Tıp Kitapevleri.
  3. Arıkan, K. (2019). Histrionik kişilik bozukluğu nedir?


Uzman Klinik Psikolog