FİRMA KAYIT
Geri Bildirim
Neden Koşulsuz Sevgi?
Neden Koşulsuz Sevgi?

Neden Koşulsuz Sevgi?

1037

Her bebek dünyaya geldiği andan itibaren büyümek için sevgiye ihtiyaç duyar. Bebek ve ebeveynleri arasında kendiliğinden gelişen bu sevgi dili çocuklukta ve yetişkinlikte de yapısını korur. Çocuğun ihtiyacı olan sevgi, doğası gereği koşulsuz olmalıdır. Eğer çocuk anne ve babasından koşullu bir sevgi görürse bu durum çocuğun çeşitli davranış ve tutumlarına yansıyacaktır. Örneğin, bir anne çocuğuna sadece ders çalıştığında ve sınavlarında başarılı olduğunda sevgi gösteriyorsa, çocuk ihtiyacı olan o sevgiyi alabilmek için başarıya saplantılı bir hale gelebilir.

Derslerinde yaşadığı küçük başarısızlıklardan çok fazla etkilenerek yersiz bir strese kapılabilir. Bu durum özgüvensizliğe, sınav kaygısına ve okul reddine kadar uzanan geniş bir yelpazede pek çok soruna sebep olabilir. Başka bir örnek ise, çocuklarını sadece kendi istedikleri gibi davranınca seven anne babalardır. Bu çocuklar da sevgiyi sadece ailelerinin istedikleri gibi bir birey olma koşuluyla aldıkları için bireysellikleri tam anlamıyla gelişemez. Özgüven sorunları yaşayabilirler ve bunun yanında kurdukları diğer ilişkilerde de bağımlı, bireyselleşememiş, isteklerini özgürce dile getiremeyen bir tutum sergileyebilirler. Sevgiyi göstermenin pek çok yolu olduğu gibi sevgiyi koşullu olarak göstermenin de pek çok yolu vardır. Bu sebeple koşullu sevgi her zaman için ‘’Bugün dersine çalışmadığın için seni sevmeyeceğim.’’ gibi çok açık bir ifadeyle kendini göstermez. Bu ve benzeri sözlerin yanında; sıcak ve samimi davranışların azalması, düzenli olarak yapılan aktiviteleri yapmama, çocuğa küsme veya surat asma gibi tutum ve davranışlar da sevgiyi koşullu olarak göstermenin yollarındandır. Çocuklara ihtiyaçları olan sevgiyi koşulsuz şartsız sunarken bir yandan da başarılarını arttırmak, doğru davranışlara yönlendirmek elbette mümkündür. Bunu yaparken ilk kural çocuğun, başarısız da olsa hata da yapsa sevileceğinden ve ceza olarak da bu sevgiden mahrum edilmeyeceğinden emin olmasıdır.

Ebeveyn – çocuk ilişkisinde bunu sağlıklı bir şekilde oturttuktan sonra açık iletişimle ve pozitif disiplinle çocukları yönlendirmek daha doğru olacaktır. Ayrıca bu şekilde davranarak çocuğun yaşayacağı anne babayı kaybetme korkusu da önlenmiş olur.


Psikolog