Geri Bildirim
Çocukluktan Yetişkinliğe Şiddetin Temelleri
Çocukluktan Yetişkinliğe Şiddetin Temelleri

Çocukluktan Yetişkinliğe Şiddetin Temelleri

251

Her çocuk mutlaka çevresine zarar verme eğilimi ile doludur. 

Bu eğilim ;beyin üzerine araştırmalar yapan her uzmanların vardığı noktalardan biridir. Örneğin bu konuda çalışmalar yapan McLean göre  bir değil üç beyne sahibiz ve her biri dünyayı kendine göre algılar, tepki verir.

"Archipallium, palepallium ve neopallium adlarını taşıyan bu bölgeler, sürüngen, eski memeli, yeni memeli beyinleri olarak anılırlar. Her birinin kendi zekası, kendi öznelliği, kendi zaman ve mekan duygusu,kendi belleği kendine özgü işlevleri vardır".

İlkel beynimiz ya da sürüngen beynimiz bizler ver al iletişim kullanmaya başlamadan önce fazlası ile aktiftir. 

Bu aktifliğin göstergesi bir çok refleks fobi vb. kolleftif bilinçaltımızdadır ve bizler çocukken atalarımızdan bize kalan kalıntıları taşırız.

Duygularını kontrol edemeyen kavga eden, küfürleşen ve çocuklaşan yetişkinler gördüğümde bu durumla ilgili şu benzetmeyi yaparım :

Bu çocuksu kalıntılar tavan arasına kaldırılmış tozlanmış oyuncaklar gibidirler. 

Yaşımız bu oyuncak için uygun değildir fakat bu oyuncaklarla oynamaktan haz alan yetişkin görünümlü çocuk oluruz. Bu şekilde bir yetişkin olmak ise yaşamı sıkıntıya sokacak eylemler içinde bulunulmasına sebeptir ve bu kişilerin hayatlarından aksiyon eksik olmaz. 

Öyle ya da böyle her çocuk yetişkin olmak yolunda adımlarını atarken yaşamı var etmek ya da yok etmek çabasının içindedir. 

Yaşamı yaratmak yaşamın içine zar gibi rastgele fırlatılıp atılan insanın salt bir yaratık olma durumunu aşması demektir.

 Oysa yaşamı yoketmek yaşamı aşmak, edilginligin  dayanılmaz acısından kurtulmak demektir. 

Yaşamı yaratabilmek güçsüz insanda bulunmayan nitelikler gerektirir. 

Yaşamı yoketmek içinse yalnızca bir tek nitelik - şiddete başvurmak- yeter. 

Güçsüz insan, tabancası bıçağı ya da kuvvetli bir bileği olduğu sürece başkalarının ya da kendisinin  içindeki yaşamı yokederek aşabilir onu. 

Böylece kendisini yadsıyan yaşamdan öç almış olur. Ödünleyici şiddet güçsüzlükten  doğan, güçsüzlüğü ödünleyen bir şiddet türüdür. Yaratmayan insan yok etmek ister;yaratırken, yol ederken salt bir yaratık olma rölünün ötesine geçer. 

Camus Caligule ya şunları söyleterek bu fikri özlü olarak dile getirmiş :

"Yaşıyorum öldürüyorum yok etmenin insanı kendinden  geçiren gücünü yaşıyorum;bununla karşılaştırıldığında yaratmanın gücü çocuk oyun ağından başka bir şey değil". 

Bu sakatların, yaşamın kendilerinden insanca güçlerini olumlu bir biçimde ortaya dökme yetisini esirgediği kişilerin kullandığı şiddettir. Böyle kişilerin yoketme gereksinmesi duymaları salt insan olmalarındandır;çünkü insan olmak, nesne olma durumunu aşmak demektir. 

Çocuk içinde bulunduğu yakın çevre ve toplumsal yaşam içerisinde var etme eğilimi kuvvetlendirildiğinde yaşama bağlanır yaşamı anlam kazanır. 

Bu yönde bir eğilimin gelişebilmesinin temelinde ise çocukluğun ilk yıllarında çocuğun hayatında anne baba ve yakın çevre iletişimindeki sıcaklık, güven kaynaklı haz duyma yatar . 

Özetle çocukları seviniz. Onlar hayatı var edeceklerdir. 

Bir Afrika kabilesi sözüdür :

"Köyü tarafından sevilmeyen çocuk, sonunda sevgi sıcaklığını hissetmek için köyü yakar ". 


Öğretmen & Tiyatro ve Drama Eğitmeni